İSLAM ALİMLERİ Mehdi Mehdiyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İSLAM ALİMLERİ Mehdi Mehdiyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Kasım 2014 Çarşamba

HADİSLERLE KIYAMET ALAMETLERİ : El-Fiten ve’l Melâhim ve’l Eşrat-ı fi’l Ahir-i Zaman


Müellif: Ahmed Ekrem
El-Fiten ve’l Melâhim ve’l Eşrat-ı fi’l Ahir-i Zaman

Rahman ve Rahim olan Allah‟ın adıyla

Sahih: Senedteki bütün ravilerinin güvenilir olduğu, isnadı
sağlam hadistir

Rivayet eden : Sahabeden sonra senedinin herhangi bir yerde bulunmadığı hadistir.

Hasen: Sahih ile Garib arasında bir mertebede olan ve kabule yakın bir hadistir

Münker: Zayıf ravilerden başka birisinin rivayet etmediği hadisler ve nakilde tek kalınan hadislerdir Merfû: Hz. Peygamber’e ait olan söz, hareket ve takdirdir Mevkuf: Sahabelerden herhangi bir sözü, hareketi ve taktiridir.

Mürsel: Ravileri tabiinden olup, senedinde sahabe olmayıp Hz. Peygamber ’e ait söz ve fiillerdir .

Muhtasar: Metni kısaltılmış hadistir .

Muallak: Müellef tarafından ravilerinin baş tarafından bazılarının eksiltilerek yazılmış hadistir

Muntakı: Ravi zincirinden birinin eksik olduğu hadistir .

Müdellis: Bazı şeyleri saklayan 

Ceyyid: Sahihe yakın bir kabul konumuna gelmiş hadis türüdür.

Htidaid temreds eiredsidaH & بالحاديث الساعة الشراط

Hadislerle Kıyamet Alametleri

Ebu Derdâ ‟ın bildirdiğine göre Hz. Peygamber :
Her şey eksilir ama  şer artar” buyurmuştur. Mecmauz Zevaid, Müsned-i Ahmed bin Hanbel ve Taberani rivayet etmiş olup ravilerinden Ebu Bekir bin Ebi Meryem zayıftır. Ayrıca isminden bahsedilmemiş bir adam  vardır.
Ümmetin Fırkalara Bölünmesi Ve Ümmet-i Muhammed
Amr bin Avf anlatıyor: Medine‟de Mescid‟inde Resulullah‟ın etrafında oturuyorduk. Derken Cebrail vahiy getirdi. Bu sebeple Resulallah elbisesine bürünerek uzun müddet öyle kaldı.Sonra vahiy ailesi geçti ve elbisesini kaldırdı. Üzerinden terler boşalıyordu veavucunda bir şey tutuyordu. Buyurdu ki: “Sizden hanginiz hurma ağaçlarından çıkan şeyi bilir?” (Biz): “Ya Resulullah! Hepimiz biliriz. Analarımız babalarımız sana kurban olsun. Hurma ağaçlarından çıkan her şeyi biz biliriz. Bizler hurma bahçeleri olan kimseleriz” dedik. Sonra avucunu açtı. Baktık ki avucunda hurma çekirdekleri var.
Resulallah : “Bu nedir?” diye sordu. Ashabı “Hurma çekirdeği ey Allah‟ın Resulü” dediler. Resulullah “Hangi yıla ait çekirdektir?” diye sordu. “Kıtlık yılına ait çekirdektir” dediler. Allah‟ın Resulü şöyle buyurdu:

Doğru söylediniz. Cebrail gelerek sizin dininizi kontrol etti. Kuşkusuz sizle adım adım sizden öncekilerin yolunu takip edeceksiniz. Onlar ne kadar almışlarsa siz de o kadar alacaksınız;bir karışsa bir karış, bir arşınsa bir arşın, bir kulaçsa bir kulaç.
Hatta onlar bir kertenkele deliğine girseler, siz de girersiniz. Unutmayın ki İsrailoğulları Hz. Musa‟dan sonra 70 fırkaya bölünmüştü. Bunlardan İslam ve Müslümanlar topluluğuna uyan 1 fırka hariç, hepsi sapkındır.

Sonra Hristiyanlar Hz. İsa‟dan sonra 71 fırkaya bölünmüştü. Bunlardan da İslam ve İslam ve Müslümanlar topluluğuna uyan 1 fırka hariç hepsi sapkındır. Sonra sizler 72 fırkaya ayrılacaksınız. Bunlardan da İslam ve İslam ve Müslümanlar topluluğuna uyan 1 fırka hariç hepsi cehennemliktir.” Taberani, Mu‟cemu‟l Kebir,Mecmauz Zevaid,Tirmizi rivayet etti. Tirmizi Onu hasen olarak rivayet etti. Ama ravilerden Kesir bin Abdillah zayıftır. Diğer ravileri güvenilirdir.

Enes bin Malik anlatıyor:


MEHDİ MEHDİLİK İNANIŞLARI

Şiilik meşrebinin 
Caferilik mezhebi de Keysaniliğin mesih inancından etkilenmiştir.
Şiilerin beklediği Mehdi, kendisi Hasan el Askeri’nin oğlu olan Şia imamı olan Mehdi’dir.
12. İmam Muhammed el Mehdi (Muhammed Muntazar) 874’de babası ve 11. İmam Hasan el Askari’nin ölümünün ardından 4, 5 yaşındayken kayboldu. 940’a kadar küçük Gayba yaşandığına ve 940’den sonra büyük Gayba haline girdiğine inanılmıştır. İsmailîlik mezhebinde, diğer sülaleden gelen ve gayba eden Mesih’in Kâim olarak Rücu edeceğine inanılmıştır

Alevilik’te İmam Mehdi onikinci İmam diye bilinir

Risale-i Nur’ların değişik yerlerinde işaret edilen veya anlatılan Mehdikonusu, cemaatin, Mehdi’nin kendi içlerinden çıkacağı, Mehdi’nin Risale-i Nur’u bir program olarak kullanıp, O’nunla bütün dünyaya hakim olacak bir hizmeti 2000’li yılların başlarından itibaren yürüteceği beklentisi bulunmaktadır. “İstikbal inkılabatı içinde en gür sada olması beklenen İslam’ın sadası”nın, “Güneşin Batıdan doğması” beklentisi ile birleşmesi ve Sikke-i Tasdik-i Gaybi’deki işaretler, 2014 yılına işaret etmektedir.. Zaten bütün bu gelişmeler de bu tarihle irtibatlandırılmaktadır.

2016 beklentisi, sadece İslam geleneğinde değil, Yahudilik ve Hristiyanlık’ta da üzerinde çokça durulan bir zaman dilimidir.. Bu inanış, antik inançlarda da kritik bir zaman olarak işaretlenmektedir.. Kimine göre “Tarihin sonu”, kimine göre “Medeniyetler arası çatışma”nın başlangıcı, kimine göre Ehli salibin hezimeti ve İslam toplumlarının yükselişi ile açıklanmaktadır..

Hz.Mehdi AS’ın zuhuru ile ilgili iki kritik tarih var. 

Hadis yorumlarına göre Cumartesi gününe denk gelen Muharrem ayının onuncu günü yatsı namazından sonra Makam ile Rükün arasında biatleri kabul edecek.

Cumartesi gününe denk gelen Muharrem ayının onuncu günleri ise 2015 yılı ve 2017 yılında gerçekleşiyor.

Aslında 2015 Ehli Beyt kaynaklarında, 2017 ise Ehli Sünnet kaynaklarında tevafuk ediyor.

Mehdi, Mesih, Yecüc Mecüc ya da Gog Magog, Dabbetül Arz, Deccaliyet, Süfyan, Melheme-ı Kübra, Armagedon, Siyah Bayraklılar, Amik Ovası’nda yaşanacak büyük savaş,
Hepsi bu kıyamet Almetleri ile ilişkili konulardır.


EHL-İ BEYT ON İKİ İMAMIN HER BİRİ, BİZE REHBERDİR :Çünkü o on iki imam, her biri Hazreti Peygamber'in mirasçılarıdır ve Hazreti Peygamber'in ruhunu taşırlar, özünü taşırlar, onun emanetini, onun neslini taşırlar.


EHL-İ BEYTE HÜRMET : ''Ehl-i Beyt'e hürmet bakımından Alevi, Sünni ayrımı olabilir mi? 

Hazreti Hüseyin efendimiz, Hazreti Peygamberimizin ifadesiyle 'Hasan ve Hüseyin benim iki reyhanımdır' diyor. Kokladığımda cennet kokusu veren. Nasıl olur ki Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin'e, ona hürmet etmekle birlikte İslam'dan ayrı düşünmek mümkün olabilsin.

On iki imamın her biri, bize rehberdir. Hazreti Ali rehberdir, Hazreti Hasan rehberdir, Hazreti Hüseyin rehberdir, Hazreti Zeynel Abidin rehberdir, Hazreti Muhammed Bakır rehberdir, Hazreti Cafer-i Sadık, ki İmam-ı Azam'ın hocasıdır, rehberdir, Hazreti Ali er-Rıza rehberdir, Hazreti Muhammed Taki rehberdir, Hazreti Ali el-Naki, Hazreti Hasan el-Askeri rehberdir, Hazreti Muhammed Mehdi rehberdir.

Çünkü o on iki imam, her biri Hazreti Peygamber'in mirasçılarıdır ve Hazreti Peygamber'in ruhunu taşırlar, özünü taşırlar, onun emanetini, onun neslini taşırlar.

Başbakan Ahmet DAVUTOĞLU

İMAM-I RABBANÎ HAZRETLERİ : MEHDİ , MEHDİYET


“Öyle makamlar da vardır ki; cezbe ve sülûk oraya yanaşamaz. Bu son makamlar çok yüksek, pek kıymetlidir. Bu makam Ashab-ı kiramdan sonra, Hz. Mehdi’de görünecektir. 

Tasavvuf büyüklerinden pek az kimse, bu makamdan haber vermiştir. Bu makamın ilmlerinden, ma'rifetlerinden söyleyen ise yok gibidir. Bu makam, Allahû Tealâ’nın öyle büyük bir ni’metidir ki; dilediği, seçtiği bahtiyarlara nasîb olur. Ashâb-ı kirâm (aleyhimürrıdvân) bu pek yüksek mertebeye, daha ilk sohbette ayak basardı ve zamanla bu mertebelerde yükselirlerdi.” (1. cilt, 32. Mektup)

“...Peygamberimiz (S.A.V)’in haber verdiği Hz. Mehdi, velâyetin en yüksek derecesinde olacağına göre, o da bu yoldan yetişmiş ve bu yolu tamamlamış ve düzeltmiş olacaktır.” (1. cilt, 251. Mektup)

“...İnşaallah tam bir şekilde Mehdi (A.S) da zuhur edecektir. Bu makamdan haber veren tabakat meşayihi azaldı... O makamın ilimlerinden ve maarifinden kelâm şöyle dursun. İşbu makam, şu âyet-i kerimede mânâsını güzel bulur: “Bu, Allah'ın fazlıdır; dilediğine verir. Allah, büyük fazlın sahibidir." (Cuma Suresi, 4) (Mektubat-ı Rabbani, c. 1, Mektup 32, s. 125)

“Gelmesi vaad olunan Mehdi'nin dahi rabbı (terbiyesine gelen) ilim sıfatıdır. Hazret-i Ali gibi, İsa ile münasebeti vardır. Hazret-i İsa'nın kademi Hazret-i Ali'nin başında olup bir kademi dahi Hazreti Mehdi'nin başındadır.

“...Geleceği vaad edilen Mehdi, velâyetin ekmeliyetini alacaktır. Bu Tarikat-ı Aliyye üzerine gelecek ve bu Silsile-i Aliyye’i tamam ve tekmil edecektir. Nisbet-i Aliyye’nin altında bulunmaktadır. ("Mektubat-ı Rabbani", c. 1, 251. Mektup, s. 550, 554)

“Sonra gelenlere nasıl bu hükmü yürüyebilir ki: Onlar arasında Mehdi (A.S) vardır. Resulullah (S.A.V) Efendimiz, onun kudumünü ve vücudunu müjdelemiş; şöyle buyurmuştur: “O, Allah'ın halifesidir." ("Mektubat-ı Rabbani", c. 1, s. 814)

“İşittiğimize göre, Hz. Mehdi, hükümet sürdüğü zaman, dîni yayarken ve sünneti diriltirken, bid’at işlemeğe alışmış olan Medine’deki âlim, bid’atı güzel saydığı ve ibadet olarak yaptığı için, Hz. Mehdi'nin emirlerine şaşarak (Bu adam, bizim dînimizi yok etti ve milletimizi öldürdü.) diyecektir. (1. cilt, 255. Mektup)


ABDÜLKADİR GEYLÂNİ HAZRETLERİ : MEHDİ , MEHDİYET


Seyyid Abdülkadir Geylâni Hazretleri H z. Mehdi (A.S) için, “Feth’ur-Rabbani” adlı eserinin 60. meclis’inde şöyle beyan buyuruyorlar:

“Kim ki bu hâle erer ise, artık Azîz ve Celil olan Allah’ın kapısından onu hiçbir engel alıkoyamaz. Bayrağı indirilemez. Askeri mağlup edilemez. Hakk’ı haykıran sesi susturulamaz. Tevhid kılıcı için bir hudud çizilemez. İhlâs adımları yürümekle yorulmaz. Hiçbir iş ona güç gelmez. 

Hiçbir kapı, önünde kapalı durmaz, açılınca da kapanmaz. Bütün kapalı kapıların kanatları uçuşur, bütün yönler açılır.

 O Hakk Tealâ’nın huzuruna varıncaya kadar, hiç kimse onu durdurmaya güç yetiremez.

 Rabbinin huzuruna vardığı an, O da ona lütfeder, ikramlarda bulunur. Onu kendi hücresinde uyutur. Lütuf ve fazlından yedirir, ülfet badesinden içirir. Bunları bulduktan sonra, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın hatırına gelmeyen harikulâdelikleri görür.”

“Hakk Tealâ’nın fazlını, keremini bulduktan sonra, o büyük insan halk arasına tekrar katılır. Sebebi; onlara hidayet yolunu göstermesi, ebedî mülk sahibi kılmasıdır. Çünkü o kul, sonsuz manevî bir mülke sahiptir.

 Ulaşmış olduğu mertebelerin bereketiyle diğer insanlara feyz saçar, rehberlik ve hidayet öncülüğü eder. 

O öyle bir kuldur ki, Hakk’a vasıl olmuş, O’nu görmüş ve masiva denen Hakk’ın Zat’ından gayrı şeyleri bilmiştir. Artık işi halkla uğraşmaktır.

 Yerine göre halkın tepesine bir tokmak olur. Hakk olanla batıl olanı birbirinden ayırt eder.

 Onları Azîz ve Celil olan Allah’ın katına göndermek için bir elçi, birkılavuz olur.

 Bu zâta melekût âleminde “Azîm” yani; “büyük” ismi verilir. 

Bütün halk onun kalbinin ayakları altında durur ve onun gölgesinde gölgelenir. Bu halleri işitip heyecana kapılma…”