1.MEHDİ : DİNİ İKAMET EDECEK SAİDİ NURSİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1.MEHDİ : DİNİ İKAMET EDECEK SAİDİ NURSİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Eylül 2014 Pazartesi

BEDİÜZZAMAN’DA KARDEŞLİK VE BİRLİK ÇAĞRISI : Aziz kardeşlerim, değerli davetliler.Hepinizi en kalbi duygularımla selâmlıyorum. Yüce Allah’ın (c.c.) rahmeti ve be­reketi üzerinize olsun. Bu güzel şehre ve bu hayırlı toplantıya hoşgeldiniz.













Dışardan gelenlerin bu muhteşem şehirden en iyi intibalar ve olumlu hislerle ayrılmalarını te­menni ediyorum
Bu güzel İstanbul, diğer kardeş İslâm şehirleri ile birlikte asırlarca İslâm varlığı, medeniyet ve kültürünün mübarek ve muhteşem bir merkezi olmuştur. İstanbul 4 asır İslâm Hilafetini bağrında koruyarak dünya Müslümanlarının birlik ve beraberliğinin sembolü haline gelmiştir. Bugünde 10 milyonu aşan Müslüman halkı ile, 1000’den fazla camisi ve göklere şehadet parmağı gibi uzanan minareleri, yüzlerce ifade edilebilecek İslâm, eğitim ve öğretim kuruluşları, kütüphaneleri, müzeleri sayısız İslâm eserleri ile bütün dünya Müslümanlarının kıvanç duyacakları bü­yük bir İslâm şehri olma hüviyetini geliştirerek devam etmektedir.

Bu hayırlı toplantının, 3. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’nun, başarılı geçmesine dua ediyorum. Daha önceki senelerde yapılan 2. Uluslararası Toplantının başarılarla sonuçlanması, ilim adamları ve diğer iştirak ve ilgililer tarafından rağ­bet görmesi, bu yeni sempozyumun, tertip edilmesinde cesaret verici olmuştur. Bu sempozyumda çok sayıda ilim adamımızın tebliğleri, komisyon çalışmaları ve panellerde “20. Asırda İslâm Düşüncesinin Yeniden Yapılanması ve Bediüzzaman” merkez konusu etrafında ilmi fikirler ortaya konulacak, tartışmalar yapılacak ve faydalı sonuçlara ulaşılmaya gayret edilecektir. Neticenin müsbet olacağı kanaatine sahi­bim.

Bu ilmi toplantıda fikir, tahlil ve işaret ettiği hedefleri ele alacağımız Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri yaşadığı döneme, bugüne ve bütün açıklığı ile görülüyor ki geleceğe ışık tutmuş müstesna bir din âlimidir. Onun eserleri ve örnek hayatı bu­gün bütün tazeliği ve canlılığı ile önümüzde durmaktadır. Bediüzzaman Hazretleri­nin yaşadığı dönem sadece Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye’nin değil ve fakat bütün İslâm dünyasının en derin bir buhran içinde bulunduğu yıllara rastlamıştı. 18. asır İslâm ülkeleri ve milletleri için tam bir dağılma, parçalanma, çökme ve sonuçta Avrupa ülkelerinin fiili hakimiyeti altına girme gibi bir zulmet yüzyılı olmuştur. 20. asrın ilk çeyreğinde normal Türkiye ile birlikte bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar İslâm ülkeleri hariç, mağripten maşrıka ve oradan da Pasifik Okyanusuna ka­dar bütün İslâm toprakları ve halkları sömürgecilerin müstemlekesi ve esiri haline gelmişti.

24 Ağustos 2014 Pazar

RAMUZ-UL EHADİS HAKKINDA BİLGİ "MUHAKKAK Kİ SAİD FİTNELERİN İÇİNE GİRMİŞ VE SABRETMİŞTİR. O SAKALSIZDIR." HADİS SÖZÜ


 "Ramuzu'l-Ehadîs" isimli kitap, muteber sünnet kitaplarının veciz ve çok hikmetli hadîslerini alfabetik sırasına göre derlemiştir.

Daha önce İmam Suyutî gibi zevat bu üslup üzerinde yürümüşlerdir. Ama bu hadîsleri tasnif eden Ahmed Ziyauddin Gümüşhanevî Hazretleri, öncekilerden de istifâde etmek suretiyle daha güzel bir hale getirdi. 

Allah hepsinden razı olsun.

İnanç, ibâdet, terbiye, zikir ve fikir gibi İslâm'ın önemli konularını güzel bir tarz üzere Peygamber (sav)'in veciz ve hikmetli sözleriyle açıklamakla İslâm'a büyük bir hizmet vermiştir. Sünnet kitaplarından seçilmiş olan bu hadîslere bir şey demek mümkün değildir. Çünkü söz Peygamber (sav)'in sözüdür.

Musannifin payı sadece derleyip bir araya getirmektir. Bu kitabın içinde sahih, hasen ve kuvvetli hadîsler bulunduğu gibi zayıf hadîsler de vardır.
 Musannif bizzat bunu mukaddimede beyân ediyor. Zayıf hadîs her ne kadar ahkâmı isbat etmek için bir hüccet teşkil etmiyor ise de, ibâdet ve fezaili amal alanında onunla amel edilir. Bu tip hadîslerin bulunması ise ona leke getirmez.


“Şüphe yok ki said (bahtiyar) fitnelerden uzak kalandır [Resûl-ü Ekrem (a.s.m.), bu cümleyi üç defa tekrarlamıştır.]

Fakat fitnelere mübtelâ olur ve sabreder.
Ona müjdeler, 
Onu o hale düşürenlere de yazıklar olsun."(1)

Bu hadiste geçen, üç defa tekrar edilen ve yukarıda müjdeler olsun diye mânâlandırılan “fevâhen” kelimesinin değişik mânâları, Aliyyü'l-Karî'nin Mirkatü'l-Mefatih'inde (2), Rumuz ve Levamî'de (3) izah edilmektedir. 

Rumuz'un kenarında "fevâhen" kelimesine el-vehyü, yani sakalı tıraş edilmiş mânâsının da verildiği görülmektedir. Tezkire-i Kurtubî'de de aynı mânâya yer verilir.

Dipnotlar: 
1. Ebû Davud, Fitne: 2.
2. Aliyyü'l-Karî, Mirkatü'l-Mefatih, 5:151
3. Levami', 1:652