MEHDİYET etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MEHDİYET etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2015 Perşembe

AHİR ZAMANDA DÜNYADAKİ TÜM MÜSLÜMANLARI BİRLŞETİRECEK, MEZHEPLERİ KALDIRACAK VE TEK BİR ÇATI ALTINDA TOPLAYACAK KİŞİ;






AHİR ZAMANDA DÜNYADAKİ TÜM MÜSLÜMANLARI BİRLŞETİRECEK, MEZHEPLERİ KALDIRACAK VE TEK BİR ÇATI ALTINDA TOPLAYACAK KİŞİ;

"BİZİM DİNİMİZ İSLAM"

Bunu Sünni de yapsa, aynı şeyi ben yine söylerim. Çünkü benim Sünnilik diye bir dinim yok dedim. Ama Şia’nın da Şialık diye bir dini olmasın dedim. Bizim dinimiz İslam. Bunu her yerde söyleyen birisiyim . 


R.Tayip Erdoğan

Erdoğan, "Türkiye’yi de belli bir mezhep üzerinden politika üretiyor" diye eleştirenlerle ilgili şu ifadeleri kullandı:

"Bunu kabullenmemiz kesinlikle mümkün değil. Bir defa bizim için belirleyici olan güç mezhep değildir. Bizim için belirleyici olan anlayış ya da inanç İslam’ın ta kendisidir. 

Birileri Şia olabilir, ülkemde ağırlıklı olarak Sünniler olabilir. Ancak inanç noktamızdaki geleceğimizi ne Sünnilik belirler ne de Şia. Bizim için esas olan İslam'dır.

 Biz olaya bugüne kadar böyle baktık, bundan sonra da böyle bakacağız.

ÜMMETİ PARÇALAMIŞ OLURSUNUZ

Yani sizin mezhepsel bir anlayışınız olabilir, ama bunu bir mezhep olarak karşı bir mezhebe dayatırsanız, o zaman siz ümmeti parçalamış olursunuz. Şu anda İslam dünyası parçalanma riskiyle karşı karşıya. Atılması gereken adım, parçalanma girişimlerini durdurmaktır. Bizim buna gayret etmemiz lazım. Bunun için de gerek İslam İşbirliği Teşkilatı gerekse uluslararası bazı kurum ve kuruluşların, hakikaten samimiyseler ve böyle bir olumsuz gelişmenin Irak’ta, Suriye’de, Mısır’da, Filistin’de, Libya’da, Yemen’de olduğu gibi başka yerlerde de olmasını istemiyorlarsa, bu yaklaşıma onların da anlayış göstermesi lazım.

BENİM EN BÜYÜK KORKUM...

Çok açık ve net şunu söylemek durumundayım. Benim hep en büyük korkum hep en büyük endişem, mezhepçilik taassubudur. Mezhepçilik taassubundan kurtulamadğımız sürece su sıkıntıları yaşamaya devam edeceğiz.



Mezhepler savaşır mı?

Son dönemde halkın kafasını meşgul eden meselelerden birisi de artık gündemin bir parçası hâlini almış olan “mezhep savaşları” konusudur. Bu meyanda Ortadoğu’da meydana gelen olaylar, medyada yapılan tartışmalar onlarca soru işareti bırakmış zihinlerde. Bunu, gittiğim birçok yerde konuyla ilgili sorulara muhatap olmamdan biliyorum.

Savaşan elbette mezhepler değil, mezhep müntesipleridir. Aynen diyalog veya barışı mezhep ve din müntesiplerinin yapması gibi. ‘İnanç ve amel sistematiği olan mezhepler nasıl olur da çatışmanın aracı olur?’ sorusu görmezden gelinecek bir soru değildir bugün.

Ortadoğu’nun yıkıcı mezhep savaşlarına zorlandığını insanlar görüyor ve ürküyor çünkü. Kimisine göre bu savaş çoktan çıktı bile ama biz dillendirmekten kaçınıyoruz. Irak, Suriye ve Yemen realitesi başka ne anlama gelir ki?

Ortadoğu’da mezhep savaşları dendiğinde Türkiye’nin dışında uzak diyarlarda meydana gelen savaşlardan bahsettiğimiz sanılmasın. Hem Türkiye’nin içinde, hem de bütün bölgede yaşla kuruyu içine alacak bir fitne ateşi senaryosundan bahsediyoruz.

Son yıllarda katı laik DHKP-C adlı sol kökenli terör örgütünün küresel ve yerel güçler tarafından bir Alevî intikam tugayına dönüştürülme çabalarına şâhit olmuyor muyuz? Bundan Alevi vatandaşlar da ziyadesiyle rahatsızlar.

Alevî meselesi, modern Türkiye’nin Kürt sorunu gibi kendi elleriyle büyüttüğü bir meseledir. Kendi dinamiklerimiz ve kendi tarih tecrübemizin sunduğu imkânlarla çözülebilecek bu mesele, elinde tokmak olan eski Türkiye’nin her meseleyi çivi sanmasının sonucudur temelde. Yeni Türkiye bu sorunu çözmeye azmetmiş olsa da çözdürmemeye de azmetmişler işbaşında.

Ancak kullanışlı Kürt kartını yitirmek üzere olanlar Türkiye’yi zayıflatmak için Alevî kartını öne sürmekte kararlılar. Alevî kesimini de daha çok Alevîlikle alakası olmayan taşeron sol örgütler üzerinden kışkırtıyorlar.

Halkımız bunu anlıyor. Ancak halkımızın anlayamadığı husus, mezheplerin nasıl olup da kader birliği etmiş insanımızı ortak mâzisine rağmen birbirine düşürmekte araçsallaştırılabildiğidir. Peki, meseleyi anlamlandırmakta niçin zorlanıyoruz?

Zorlanıyoruz çünkü, Avrupa tarih tecrübesinde olduğu tarzda bizde 30 yıllık mezhep savaşları yaşanmamıştır. Mezhep savaşları bizim beraber yaşama tarih tecrübemize aykırıdır. Modern Türkiye’nin din karşıtı eğitim sistemi de halkı hem ana akım Sünniliğe, hem azınlıkta olan diğer fırkalara karşı bilgisiz bırakmıştır. Kutuplaşmaya itilen kesimler birbirlerini tanımıyorlar. Hakikat yerine algılar üzerinden hareket ediyorlar.

Meselâ Sünnileri Yezit taraftarları sanan Alevîler var. Toplumun mezhepler tarihi, mezheplerin ittifak ve ihtilaf noktaları hususunda bilgisi maalesef çok az. Ama bilgi olmadan fikir sahibi olabiliyor insanlar. Böylesi bir zeminin tahriklere ne kadar açık olduğu aşikârdır.

Ben mezhepler ve fırkalar arasında ihtilafların olmadığı iddiasında değilim. Kimi yerde gâyet ciddi, kimi yerde de müsamaha gösterilebilecek itikadî ve amelî ihtilafların olduğunu yakînen biliyorum. Var olan bir ihtilafa yok muamelesi yapmak onu ortadan kaldırmadığı gibi sorunu anlamaya da yardım etmez. Önemli olan ihtilaf fıkhını iyi bilmek.

Mezhepler ve fırkalar farklı olmasalardı mezheplerden bahsediyor olmayacaktık. Her mezhep kendisinin hak olduğunu da iddia edebilir. Ancak farklı olmak, hakkı temsil etme iddiası çatışmayı gerektirmez.

YENİ AKİT / Serdar Demirel



5 Nisan 2015 Pazar

MEHDİNİN BAŞINDAKİ BULUTU , SARIĞI SAKALI ŞEKİL VE ŞEMAİLİ HAKKINDAKİ YANLIŞLAR

MEHDİ'NİN TAVRI HAKKINDAKİ YANLIŞLAR



MEHDİ'NİN BULUTU .

Resullulah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Mehdi (a.s.) başı üzerinde “Bu Mehdidir ona uyunuz” diye nida eden bir melek olduğu halde çıkacaktır. . Resullulah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Hz. Mehdi başı üzerinde bir bulut olduğu halde çıkacak, o bulutta bir münadi, “Bu Allahın halifesi Mehdi’dir O’na tabi olun” diye nida edecektir. .



Bu ve benzeri hadisi şeriflerden dolayı bazı insanlar mehdinin başının üzerinde gerçekten bir bulut olacağını zannetmişler.Mehdi sokakta veya halk içinde yürürken gerçekten başının üzerinde bir bulut ve o bulutta insanların görebileceği bir melek olacağını beklemişler. . Ve hatta bugün dahi böyle inananlar çoktur...''Başının üzerinde bir bulut ve melek olmazsa mehdiye inanmayız '' diyenler vardır.

Sizin zannettiğiniz gibi mehdinin başının üzerinde ne bir bulut ne de nida eden bir melek yok. .

BUNUN AÇIKLAMASI ŞU; . Mehdinin adı,televizyon internet gibi basın ve yayın organlarıyla inşallah duyrulacak...Örneğin türkiyede veya yeryüzünde tv kanalı veya internet radyo vs mehdiden inşallah bahsettiği zaman yani''FALAN KİŞİ MEHDİDİR'' inşallah dediği zaman, bu ses gökteki uyduya gidiyor.Gökte,bulutlardaki ,bulutların üzerindeki o uydudan da bütün dünyaya yayiliyor.. .



MEHDİNİN SARIĞI SAKALI ŞEKİL VE ŞEMAİLİ HAKKINDAKİ YANLIŞLAR


Sizler mehdiyi mehdi olarak inşallah tanıdığınızda,tıpkı hadislerde haber verildiği gibi; . 


a...40 yaşlarında inşallah olacaktır.

b...Gayet genç ,modern görünüşlü ve güzel yüzlü olacaktır inşallah.

c...Bazan kısa sakal bırakan bazan da sakal bırakmayan bir kişi olarak göreceksiniz.

d...Şeyhlik idda edenlerin giydiği,entari ve cübbe cinsinden şeyler giymeyecek .

e...Sarık takmayan ve hatta sarık takanları da sevmeyen biri olarak göreceksiniz .


Çünki mehdi,sarıkla ,cübbeyle,kılık kıyafetle sofuluk yapmaya kalkan,adeta riyakarlık yapanları , Bu tip kimselerin biatını da inşallah kabul etmeyecek..Asker olarak dahi ordusuna almayacaktır. .


SARIK NEDİR? . s.a.v efendimiz devrinde,insanlar çarşafa benzer bir bezi yuvarlak olarak katlayıp başlarına dolardı.Bunu gündüz çöl sıcağından korunmak için gece de çöl soğuğundan korunmak için yaparlardı.Yani bu günün tabiriyle,aşırı sıcak veya soğuk olan memleketlerde bazı insanların başlarına taktığı şapka,kasket,kalpak'dan başka birşey değildir. .


Benim burada kast ettiklerim; örneğin adam istanbulda veya sarıkla alakası olmayan,günlük yaşamında sarık kullanmayan bir toplumda doğmuş büyümüş bir de bakiyorsun sofuluk ve şeyhlik idda eder etmez birden sarık takmaya başlıyor.Bu tip insanları kast ediyorum..Yoksa,Afganistan , Irak , İran ve benzeri bazı ülkeler gibi halkın bugün bile sarık ve benzeri şeyler takdığı ülkeleri ve insanları kast etmiyorum. Günümüzde din adamların giysi düzeni de bunlara dahildir.


Demek istediğim şudur; .Hz Muhammed s.a.v efendimiz o günün kıyafeti olan sarık takarak mübarek başını aşırı sıcaktan veya soğuktan korumuştur.Bugün sünnet olan sarık değil,insanların yaşadıkları çok sıcak veya soğuk ülkelerde başlarını korumak için, o ülkenin geleneğine uygun birşey ile başlarını örtmesidir. .

s.a.v efendimiz ok ile kılıç ile at ile deve ile savaşmış veya seyahat etmiş.Burada sunnet olan bunlarla savaşmak veya seyahat etmek değil,yaşadığın devirde en gelişmiş silah araç gerek,taşıt vs kullanmaktır. .


İŞTE O SEBEPLEDİR Kİ..SİZLER MEHDİYİ, BU TİP KILIK KIYAFETLE SOFULUK YAPMAYA KALKANLARI SEVMEYEN BİRİ OLARAK GÖRECEKSİNİZ İNŞALLAH.. .

Yani sarık o devrin,şapkasından başka birşey değildi.Sarıkla

inşallah sofuluk yapmayacak .








MUHAMMEDİ VELİ NEDİR ? HATEMUL VELİ NEDİR ?


Hz Muhammed s.a.v efendimiz : Bana ençok benzeyen o'dur..''hadisinden de ayrıca anlıyoruz ki, mehdi gerçekte inşallah muhammedi velidir.


Yani Hz Muhammed s.a.v efendimize verilen lutuf ve nimetlerin bir benzeri mehdiye de inşallah verilmiş olacaktır.Fiilleri ve kendisine verilen lutuf ve nimetler itibariyle, gelmiş geçmiş bütün veliler içinde s.a.v efendimize en yakın olan inşallah mehdidir.Muhammedi velilerin de inşallah en büyüğüdür. 


Allah peygamberlere verdiği azameti,ona da verecek..'' hadisinden ayrıca anlıyoruz ki; mehdinin amelinde en çok inşallah s.a.v efendimizin ameli vebenzerliği,bununla birlikte diğer bütün peygamberlerin amelinden lutuf ve nimetlerinden inşallah olacaktır. .
 İşte mehdi bu vasfıyla inşallah bütün makamları kendinde toplamıştır,hitama erdirmiştir.Mehdi bu vasfıyla aynı zamanda inşallah ''HATEMUL VELİ'' olmuştur. . . . 




1348 YILDIR İSLAM ALEMİNİN BEKLEDİĞİ SON VELİ= BEKLENİLEN (HATEMÜL EVLİYA=HATEMÜL VELİ=KIYAMET UYARICISI OLAN KAHİN KİMDİR?

Kıyametin ve Mahşerin kapımıza dayanması ile ilgili olarak, 15 yıldır insanları uyaran son Medyum Veli Yazar kimdir? Uyarıcı hakkında Beklenilen son kıyamet ve Mahşer uyarıcısı olan Son Alimi

Küçük kıyametten önce Gayb' ın gizli sırlarını, Kuranın ve diğer kutsal kitapların sırlarını ,şifrelerini,anahtarlarını keşfedecek olan bu Alimin kendisinden daha mükemmel bir misyon ortaya koyabilecek .

Resulullah Hz. Muhammed,1421 veya 1431 yıl önce, Kıyametle ilgili olarak, büyük , küçük Kıyameti haber veren , mahşer gününün yaklaştığını haber veren Ya da işaret eden 600 kadar önemli hadiselerin olacağını belirtmişdir.

İşte bu 600 tane kıyametin küçük alametlerini gösteren olayların içinde bir taneside (Meşhur bir KAHİN ) in misyonu ile ilgili olacak olan hadisedir. Bu Meşhur KAHİN aslında Hz. Muhammedin Ehli Beytinden olan bir şahısdır.

 Hz. Muhammed bu şahıs için HATEM ÜL VELİ;(EVLİYA) yani Son Kıyamet ve Mahşer uyarıcısı demiştir.

Ehli Beyti içinde pek çok kimse bulunmasına karşılık, Hz. Muhammed Hatemül Velinin bu işle ilgili gizli sırrı sadece Aliye ve Torunları Hasan ve Hüseyine söylemişdir. Diğer sahabilerden ve ehli Beytten bunu gizlemişdir.

Hz. Muhammedin ,hadisi şerifleri ile belirttiği ,Kıyametten önce ortaya çıkacağını müjdelediği Kuran Kahinidir.

Resulullah Efendimiz sahabelerine buyurdularki: -Kıyametten önce geçmiş kahinlerden bir adam gelecektir, Bu Kahin olan adam, Hadisleri öyle bir yorumlayacaktırki, O Kahinden sonrada onun gibi mükemmel yorumlayabilen farklı bir şekilde yorumlama tekniği olacaktır.

Hadislere ilk olarak yeni bir bakış açısı getirecektir.

Ey Arkadaşlar Dikkat edin, Sizleri (Sahte Şeyhlerin,Sahte Mehdilerin ve sahte Mesihlerin)Yalancı filozofların ,İslama soktukları bidatlara karşı uyarırım, Her türlü bidattan (İslama mal edilen sahte bilgilerden) sizi sakındırırım.

Zira İslama sonradan sokulan (Tarikat ve Mezhep) bidatları,yani hurafeler Din Sapkınlığıdır.

Çünkü Şeytan Din sapkınlığına ait her türlü hurafeyi,bidatı Filozofların (Sahte Şeyhlerin) ağzı ile söyler. Bunların içinden bazı münafık olan şeyhlerde arada bir doğruyu söyleyebilirler.Bu durum sizi aldatmasın.)
Sahte İmamların bidat olan siyasi maksatlı fitne
(HATEM ÜL VELİ =SON VELİ) , Hakikat Yayın evinin ve kıyamet alametleri kitabının yazarı Ömer ÖNGÜT Hoca Efendi kitabında diyorki:

Hz. Muhammedden sonra Peygamberlik bitmiştir Hitama ermiştir.Ama Hz. Muhammedden sonra bir merdiven basamağı gibi,peşpeşe 3 Büyük Allah Dostu Veli zat gelecektir. İlki Hatemül Veli denilen zattır. İkincisi Mehdi Resul denilen zattır. Üçüncü Velide İsa Mesihtir.

Mehdi ve Mesih son iki Halifedir. Hatemül Veli ise Mehdi ve Mesihin misyonuna hazırlık yapacak olan kişidir.

Hz. Muhammedden sonra yaklaşan (Kıyamet ve Mahşer) konularının gerçek tarihlerini ortaya çıkarmak konusunda bir dini tez çalışması yapacak.

Aslında her normal din Alimi bunu yapması gerekirdi. Ama kimse bu durum hakkında kendisine vazife çıkaramadı. Herkes korktu,herkes yanlış anlaşılmaktan ve zulüm görmekten alay edilmekten korktu.

Bu işi ancak gerçek sahibi yapabilirdi.

 Öyle de  olacak.

 O kadarda basit bir iş değildir. Allah yardım etmez ise tek başınıza bir şey yapamazsınız.Herkes karşınızda rakip ve düşman olacaktır.Kıskançlıktan ve korkudan size cephe alacaklardır. Herkesin kendine göre bazı planları vardırki, Hatemül Veli Son Uyarıcı olarak ortaya çıktığında herkesin planları alt üst olacak.




Beklenilen Mehdi Muhammed dahi yalnız başına bir şey yapamaz onunda bazı insanların yardımına ihtiyacı olacaktır. Mehdinin dünyada 40 tane veziri,danışmanı olacaktır.

40 Erenler denilen muhterem zatlar Mehdinin emrinde olacaklardır.
 (..Mehdi Muhammed, Hatemi Veli denilen son Velinin yani Hz. Alinin ruhaniyetinden aldığı yardımla iş görecektir.

Tırmizi diyorki

Beklenilen Hatemül VeliKıyametten önceki son dönemde , Ahir zaman döneminde, İlahi hikmet sırlarını ortaya dökecektir.
Hatemül veli Hz. Muhammede kadar gelen t




Onların kehanetlerini müjdelerini , ispatlayıcı destekleyici olacaktır. Hatemül Veli kendisinden sonra gelecek olan son İki Büyük Halifeye (Mehdi ve Mesihe) hikmet ve sır zemini dayanağı oluşturacaktır.

İsa Peygamberde, 1970 sene öncesinden havarilerine ,12 sahabe(havari) 6 Işık Dostunun geleceğini müjdelemiştir. Böylece,Allahın Nur denilen ilahi hak ve adalet egemenliğinin dünyaya hakim olacağını İslamın tek geçerli din olacağını bildirmiştir.
Hakim et TIRMİZİ: (...Ey Hz Muhammed sav ın Ümmeti
Sizin sahip olduğunuz topraklar altında yatan hazinenizin (Irak-Kerkük, Musul petrolleri) yanında komşu bulunan 3 milletin , hepside bir İslam Halifesinin bir zamanlar tebaası olan (3 milletin) 3 evladın öldürülmesinden sonra (Türk,Arap ve İranlıların iç savaşlarda öldürülmesinden sonra)
bu Halifelikten miras kalan Hazine (Petrol) hiç kimseye nasip olmaz. Kimse aralarında hakça paylaşamazlar.Halifelik ortadan kaldırılır. Sonra doğu tarafından siyah bayraklı İslam mücahidleri ortaya çıkarlar.
Bu siyah bayraklı mücahidler o güne kadar hiç kimsenin yapmadığı şekilde özgün bir biçimde Peygamber sünnetinin hikmet sırlarını açıklarlar. Deşifre ederler.(Telepatik mesaj alıp dünyaya internetten duyururlar)
Bunların misyonlarının bitiminin arkasından kıyamet ve onun arkasından Mehdi ortaya çıkar. Siz O mehdinin adını duyduğunuzda, Karlar üzerinde yürüyemeyip sürünüyor bile olsanız,O Mehdinin ordusuna katılmaya gayret gösteriniz. Doğudan bir takım insanlar çıkacak ve Mehdinin gelişi için alt zemin hazırlayacaklar ve Onun kesin tarihini ortaya koyacaklardır.

Hani yüce Allah ezelde (Kaalu Bela döneminden önce) buyurmuştuki (Ben ,HAKK olarak,Allah olarak , varlığı her şeyden gizli kalan bir ilahi kudret ve ilim=Hikmet=sır hazinesi idim. Ben Hakk olarak diledimki, yarattığım tüm varlıklar tarafından ilmimle,hikmetimle,sırlarımla,kudretimle anlaşılayım, bilineyim.

Hiç bir şey bende gizli kalmasın. Ben Melekleri ve 18 bin Alemi üzerindeki tüm varlıkları bu gayem için yarattım.) sözü gereğince, Yüce Allah kendisine ait olan Hikmet ve Takva hazinesinin sırlarını,Hz. Muhammed ve damadı Hz. Aliye ,Ali vasıtası ilede diğer İslam Alimlerine açmıştır.

İşte Gayb Aleminde Melekut ve Cinler Aleminde gizli kalan bu ilahi hikmet sırlarını,Peygamber Muhammed ve hz.Aliden başkası bilemez.İşte Hz. Alinin gönlünde gizli kalan ilahi hikmet sırları ,bu Allaha ait olan Gayb sırlarıdır.
Hz. Ali Hz. Muhammedden sonra gelen İlk İslam Alimidir,İslam Velisidir.Hz. Ali İlmin şehrine ait olan İlim müracat kapısını elinde bulundurur.Bu yüzden Hz. Ali İslam Alimlerinin ve İslam Velilerininde sonuncusudur.yani (HATEMÜL VELİ) dir.

İlk İnsan Hz. Ademin vücudunun toprağında Hz. Alinin ve Hz. Muhammedin Ruhani nuru bulunmaktadır. Bu Ruhani Nur içinde,Allahın 99 Esmaül hüsnasına ait (Hakikatı Muhammedi) nuru denilen sır ,hikmet emanetinin nuru (IŞIĞI-Bilgisi) bulunmaktadır.

Bu Nur (Birleşik ,evrensel yada evrenler arası İnsanlık gerçekliği) kavramında ortaya çıkmıştır. Bu yüzden Melekler,(B.İ.R=Birleşik insanlık realitesi=Hakikatı Muhammedi) kavramına ait özel gizli nuru Hz. Ademin yaratılışı esnasında onun başında alnında mevcut olduğunu görmüşlerdide,bu yüzden Hz. Ademin önünde ilahi emirden sonra secde etmişlerdi.
Ademin Tanrısal=Meleki sıfatını görerek.Bu Nur içinde Hz. Alininde Hz. Muhammedinde nuru vardı.Hz. Adem, bu nur cevheri sayesinde 99 esmaül hüsnanın sırlarını öğrendi.Kutsal emanetin (B.İ.R) önemini kavradı.Hiç bir varlık bu emaneti üzerine alamamıştı.

Hz. Nuh ,Tufandan müridlerini kurtarmak için bir Gemi yaptı. Geminin iskeletini omurgasını inşa ederken 124 bin kereste parçası kullandı.Bu kereste parçaları 124 bin peygamberin adını taşıyordu. Gemi tamamen hazır olmayınca,Hz. Cebrail Meleği 4 Halifenin ismini taşıyan 4 kereste parçasına dah ihtiyaç olduğunu söyledi. Bu tamamlanınca gemi tufana hazır olmuş oldu.

İşte İnsanlar bu 124 bin Peygamber ve 4 halife yüzü suyu hürmetine tufandan kurtuldular. Ey Şemseddini Tebrizi,Hz. Muhammed 619 yılında Miraç yolculuğuna çıktığında ;peygamberin damadı olan Hz. Alinin ruhunu Cennet dünyalarından birinde gördü. Peygamber orada,Hz. Alinin Melek olan Ruh İkizini görmüştü.

Melek olan Hz.Ali Ruhunun adı (Ali Beyti Dost) idi. Bu
Hz. Ali, Hikmet sırlarının tercümanıdır, İlim,hikmet şehrinin müracat edilecek yegane kapısıdır. Muhammedi Hakikat çerçevesi içindede, Madde ve Mana Alemlerinin Dünyamızın ve Cennetin Efendisidir.

İslam Aleminde Biz Hepimiz hz. Alinin yanında zerreler gibi küçük kalırız.


Hz.Ali ,Din Alimlerinin hem başıdır hemde kıyametten öncede sonuncusudur.

 Muhiyddini Arabi, (Fütuhatül Mekkiye) isimli eserinde şöyle yazmıştır.

(..Peygamberlik Şeriatının kapısı en son peygamber olan Hz. Muhammed (s.a.v)ile hitama ermiştir.Hatem olmuştur.Ancak Velilik makamının (Hikmet sırlarına erişme ve duyurma)hususunun kapısı kapanmamıştır.

Kıyamete kadar bu kapı açık kalacaktır.Ama kıyametten az öncede bir gün kapanacaktır.Bu kendi seviyesine göre böyle hatem olur.Yani Velilik asrı saadette nasıl başladı ise ona uygun bir benzerlik içinde son bulacaktır

Mahşer yerinde toplanan herkes bu Arif Velilere baktıklarında onları Peygamberlerden sanacaklardır. Taaki ben Şefaat edebilmek için Onların üzerine Ümmetim,Ümmetim diye nida edene kadar öyle zannedeceklerdir.

 YORUM:(Bunlar Ehli Beyt Erenleridirler Beyti Dostlar (Hz.Ebu Bekir,Abdul Kadir Geylani,Mevlana Celaleddin Rumi) (Hz.Ali),4 Halife ve Hasan ,Hüseyin,12 İmam 40 Erenler, Veysel Karani)

(... Mahşer halkı,Mahşer yerinde ,Sırat köprüsü üzerinde sefalet içinde yürürlerken bu Arif Veliler, Onların yanından şimşek hızı ile yürüyerek geçerler.Onların başları etrafında bulunan Nur halkasından gözleri kamaşan herkes hayrete düşüp onlara imreneceklerdir.

Bu Arif Veliler,bu makam ve mertebelere hakikat nurlarına kimsenin cesaret edemyeceği zor bir misyon yoluna girerek sahip olurlar.Böylece peygamber mertebesi kadar yükselirler.


Bir gün Hz. Aliye Ashab sormuş: (Ya Ali Kıyametten önce gelecek olan Hatemül Veli kim olacaktır? Hz. Ali ,cevap vermiş:


Burada Hz. Ali kıyametten önce gelecek olan Hatemül Veliyi tarif ederken ,

İslami Cihadın en büyüğü,İlmi ledünü Tebliğ edenlerdir,haber verip uyaranlardır. Kıyametten önceki bu son dönemde çok zalim ve çok kudretli olan Yöneticilere bu ,benim hikmet ilmime ait olan ,Ledünni İlim sünnetlerimi,onlara tebliğ etme cesaretini gösterenler,100 şehit sevabı kazanacak olanlardır.)

Hakim Et Tırmizi (Nevadirul Usul) isimli kitabının,1.ciltte,339.sayfasında: 

(..O beklenilen Hatemül Veli ,Kıyametten önce ortaya çıktığında, Dünyaya ,Hz. Muhammedin önemini,şerefini ve doğruluğunu yaymış olacaktır.

Ve O Hatemül Veli Kendisini,halkın Manevi Önderi tayin ettiği görülecektir.

(Son Veli olan Hatemül Veli kimdir? 

O Hatemül Veli Hikmet yolundan ayrılmış olan İnsanları tekrar Kendi ilmi ile hikmet yoluna yöneltir.Allahın hak ve hukuk anlayışını,ilahi adalet anlayışını hikmet ilmi ile ayakta tutar.

Nasılki,Hz. Muhammed diğer 124 bin Peygambere şefaat ederse, Velilik (hikmet sırları,kader sırları) Sancağını elinde bulunduran Hatemül Velide, Diğer Allah dostu olan Velilere şefaat eder.Hz.Alinin Veysel Karaniye şefaat etmesi gibi.

Peygamber Mahşer gününde şefaat edilenlerin en önünde yürürken hemen bir arkasında en yakınında Hatemül Veli (Hz. Ali) bulunacaktır.

 Muhiyddini Arabi hazretleri diyorki,(Ankai Mağrib) isimli kitabında: (son Veli olan Hatemül Veli,Dünyadaki tüm Hikmet ve sır sahibi Velilerin Efendisidir.(Seyyididir),Velilerin İmamıdır.Velilik sancağını taşıyan kişidir.


Muhiyddini Arabi gücü yettiği kadar bu soruları (Fütuhatı Mekkiyye isimli kitabının 444. bölümünde cecvaplamaya çalışmıştır.

Hakim Et TIRMİZİ isimli Hadis yorumcusu, (Hatemül EVLİYA) ismini verdiği eserinde ,Kıyametten önce 40 Erenler ve 12 imam denilen ,Veliler silsilesi teker teker yeniden doğarak dünyaya geldikten sonra en sonuncu Veli olarak Hatemül Velinin ortaya çıkıp misyonunu yapacağını bildirmiştir.


Muhiyddini Arabi Fütuhatı Mekkiyye isimli kitabının 18. bölümünde şöyle diyor:

(...Bu Hatemül Veli Muhammedi yolda yürüyen Velilerin sonuncusudur. Bu kişi Peygamberin zamanındaki Arap soyundandır. O kişi bu Arap Milletinin en soylu en şerefli kişisidir.

214.sayfa) Resulullah Efendimiz diyorki O Hatemül Veli siyah bayraklı mücahid ordusunun başına geçip Mehdiye yardım edecektir.Milletin özgürlüğünü ve imanını o kurtaracaktır. İslam Tarihinde ilk cihadı Bedir savaşında Müslüman ,Muhammedi ordu yapmıştı. Bu ordunun başında Hz. Ali vardı.

Bu ordunun bayraklarıda siyah idi.İlk Mücahid Hz. Alidir.)


Muhiyddini ARABİ ,(Füsusul Hikem) adlı eserinde ,HATEMÜL VELİ için şöyle diyor: (..O Hatemül Veli dünyaya geldiğiğinde öyle bir ilham kaynağından ilham ve sezgi alırki, Hz. Muhamede Peygamberlik Vahiylerini getiren Cebrail Meleğide o aynı kaynaktan vahiy getirir. O Kaynak Rabbimizin Ruhül Azamın hikmet ,ilim Kaynağıdır.)Sayfa:63 Nasılki,Allahü Teala,(Nur saçan Kandil,karanlık gönülleri aydınlatan sır kandili) vasfını,Hatemül Veliyede vermiştir.) 

Yine ,260.mektubunda Muhiyddini Arabi diyorki: (..Gönülleri karanlıkta kalmış olan İnsanlık Aleminin gönülleri,Hatemül Velinin ortaya döktüğü hikmet=Kuran sırları ile aydınlanır.Hatemül Velinin aydınlatıcı Nurları(Hikmet sırları) tüm Aleme(Tüm dünyaya) yayılır. Hatemül Velinin, Nuru (Hikmet sırları) ile hidayete erenlerin bu konudaki kazançlarını bilmeleride gerekmez.


Yada Hatemül Velinin istemesi ve yönlendirmesi ile ,Nefis mertebelerini yükseltenlerin,ruhsal tekamüllerini tamamlayanların bu konudaki kazançlarını bilmelerinede gerek yoktur. Çünkü,Bu Gaybi İlimler,Gizli hikmet ve kader Sırları Levhai Mahfuza ait olan Ledünni İlimlerdir .


(Evrensel hakikat sırlarıdır) Bu hikmet İlmi Yüce Allahın İLİM sıfatından kaynaklanır. Bu İlimde (Ledünni İlim sırlarıda) sadece Velilerin sonuncusu olan kişiye ,Hatemül Veliye verilmiştir.) Kaynak:Füsusul Hikem:sayfa:62 


İmamı Rabbani hazretleri 261.mektubunda diyorki: (..(Hatemül Velideki)Bu Hikmet olgunluğu, öyle bir olgunlukturki,Resulullahın ölümünden sonra bin yıl geçtikten sonra yeniden gelecek olan bir sonraki bin yıllık süreçte(İkinci milenyumda)görülebilecek bir Ruh olgunluğudur. Bu Ruh olgunluğu öyle bir sondur(Hatemdir) ki,Bu İslam Ümmetinin başlangıcındada bu ruh olgunluğu vardır,sonundada bu ruh olgunluğu vardır.Bu İslam Tarihi Hz. Ali ile başlar yine Hz. Ali ile son bulur.


242.sayfada,3750.numaralı bölümde Muhiyddini Arabi, Hakim et TIRMİZİ ye yazdığı mektupta şöyle diyor: Hakim et Tırmizinin,sorduğu,(Hatemül Veli olmaya sizce kim hak kazanabilir? Cevap:Hatemül Veli sıfatını almaya hak kazanan kişi,Atası Hz. Muhammede ahlaken çok benzeyen bir kişidir. O Hatemül Veli olan Son Veli kendi yurdunda Arapça Dilini çok iyi konuşamaz.Fakat ahlaki bakımdan Hz. Muhammede çok benzer.


Hatemül Veli orta boylu bir erkekdir. Velayet Makamının mülkü Hatemül Velinin son gelişi ile son bulur.Son Veli olan Hatemül Velinin kendisine yardım eden bir Özel Yardımcısı vardırki onun ismi sıfatının anlamı (Hayy=Diri=Ölümsüz) dür. 







AHİR ZAMANDA MEHDİLER DÖRTTÜR Muhyiddin Arabî,den Mehdiyet



AHİR ZAMANDA MEHDİLER DÖRTTÜR
Muhyiddin Arabî,den Mehdiyet 

Onun kılıncının  "kardaş"ları olduğunu söyler. Bu kılınçtan korktukları için ister istemez hâkimiyetine boyun eğerler.



Muhyiddin Arabî şöyle der:

"Onun açık düşmanları fukahâ olacak. Elinde kılıncı, yani "kardaşları" olmasa idi katliyle fetvâ vereceklerdi. Lâkin Cenab-ı Hak, onu keremiyle ve kılınç ile temizleyecek; onlar ona itaat edeceklerdir.

Çünkü halk arasında imtiyazları kalmayacak, hattâ ahkâm hususunda ilimleri de azalacak. 

Mehdî'nin gelişiyle âlimlerin hükümlerindeki ihtilâflar da giderilecek. Ondan hem korkacaklar, hem de bir şeyler umacaklar.


Kalben ondan nefret edecekler, fakat buna rağmen ister istemez hükmünü kabul edecekler."

Tüm dünya ondan bahsedecek, onun yaptıklarını konuşacaklar her gün izleyecekler onun konuşmalarını açıklamalarını dinleyecekler 

ve peygamberimizin tüm tariflerine rağmen onun mehdi as. olduğunun farkına  varamayacaklar.

Bediüzzaman’a göre Osmanlı devletine ve onun varisi Türkiye’ye karşı üç suikast teşebbüsü olmuş ve olacaktır. Üçüncü suikastın zamanının içinde bulunduğumuz dönem olduğu aşikardır.


Üçüncü suikast ise Mehdi ve şakirtleri tarafından defedilecektir.



Türkiye, çoklarının da ifadesi ile batı tarafından “ya tamam, ya devam” konumundadır.

 Lozan’da Türkiye’ye 100 yıllık bir hayat hakkı tanıyan batılılar, bu sürenin sonuna gelindikçe ülkemizi sıkıştırmaktadırlar. 


Erdoğan ile birlikte Türkiye’nin batı kontrolünden hızla bağımsızlaşmaya başlamıştır.

AHİRZAMANDA MEHDİLER DÖRTTÜR.
SON SAVAŞ YAKLAŞIYOR
2023 Erdoğan’ın kafadan ortaya attığı bir tarih değildir.

40 yıldır PKK ile uyuşturdukları bu beynin yavaş yavaş kendine gelmesi onları çıldırtıyor. Erdoğan'ın Davos'ta aslında Natenyahu'ya değil bütün Batı’ya rest çektiğini ve Batı’ya karşı Şark’ın son savaş pimini çektiğini çok iyi biliyorlar.

Şarkta yüz yıldır AYI diye oynattıkları İran’ın da artık seyircileri etkilemediğinin farkındalar.

BOP EŞBAŞKANLIĞI projesinin Erdoğan'ın planları doğrultusunda yine kendileri aleyhinde işleyebileceğini düşünmemişlerdi. Kaçırdıkları tek nokta bu değildi. 

Ellerinden önce TSK'yı, sonra MİT'i, sonra ASELSAN'ı, sonra TÜBİTAK'ı, sonra köstebeklerini kaçırmışlardı.

VE EN SONDA Petrolü de, Ortadoğu’yu da, Kudüs’ü de kaçıracaklardı.

İşte bu düşüncelerle yoğrulmuş Erdoğan gibi onlarca şeyh Malezya'dan, Endonezya'dan, Fas'tan, Yemen'den müritleri ile beraber İstanbul'a geliyor ve ne olursa olsun bu savaşta yer alacağız diyorlar.

Onlara göre İstanbul sadece Dârüsselam değil, aynı zamanda hilafetin de merkezi. Ve Halife ise bütün zulümlere karşı dik durabilen cesur adam Erdoğan. Erdoğan bunun farkında ve kesinlikle rehavete kapılmıyor. Hareketlilik onu kesinlikle ürkütmüyor. Aksine bütün bunlar olurken küresel planlara karşı planlar, şeytanın stratejilerine karşı rahmani stratejiler geliştiriliyor. Ekip çok ama çok iyi çalışıyor. 

Milletin desteği ise en büyük kozları. Millet Erdoğan'ı ne Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, ne 17 Aralık darbesi sonrası yerel seçimler de yalnız bırakmadı. Erdoğan genel seçimlerde de ezici üstünlükle galip geleceğini biliyor.

Devletimiz mi? Çok iyi çalışıyor. Söylenmedi, açıklanmadı belki ama uçağımızı da ürettik, tankımızı da. Hem de bütün teçhizat ve yazılımları ile. Hani Erdoğan'ın bize vermiyorlar diyerek Batı'nın ikiyüzlülüğünü açık açık ifade ettiği yedek parçalar var ya!

Evet, onları da ürettik. Ne Aselsan'da intihar süsü ile katlettikleri şehitlerimiz ne de Tübitak'ta işe yarar diye besledikleri ince bıyıklı abiler engel olamadı buna. Özetle ne mi demek istiyorum? Savaşa hazırız. Ölmeye hazırız. Savaşırken cephede ilk atılan ve tek kurşun atmadan şehit olan öncü birliğin isimsiz kahramanı olmaya devlet olarak hazırız. Bunun farkında olan bütün dünya Müslümanları bu ülkeye akın ediyor. Son savaş yaklaşıyor.

Son savaş yaklaşıyor.


Türkiye'nin Musul ve Kerkük’ten sonra ilk hedefi Halep olacak. Burada Türkiye ilk defa sürekli müttefik diye adlandırdığı batıya karşı aleni bir şekilde savaş ilan etmiş olacak.

 En önemli noktalardan birisi İran, Batı ile beraber ittifak yapacak ve Suriye'de Türkiye'ye karşı cephe alacak. 

Türkiye yalnız mı olacak? Devlet olarak evet ama millet olarak değil. Malezya'dan, Endonezya'dan, Afrika'nın çeşitli ülkeleri başta olmak üzere bütün İslam âlemi akın akın Türkiye'ye cihat için gelecek ve Türk ordusunun sancağı altında savaşacak. Bu size Çanakkale savaşını hatırlattı mı?

Orada da devlet olarak yalnızdık içimizdekilerin , Müttefik dediklerimizin oyununa geldik.

Yinede yanımızda ümmet vardı ve galip geldiğimiz cephede bile,  Müttefiklerin mağlubiyeti bizim de mağlup sayılmamıza neden oldu ve savaşta kaybetmediğimiz toprakları mason masonik siyasetçiler ve kumandanlarımız yüzünden masada kaybetmiştik.




Hatırladınız mı? İşte kaybettiğimiz o yerleri geri almanın savaşını tam 100 yıl sonra yapacağız. Çok az kaldı. Bütün işaretler bu yönde. Bunca risk alarak bütün dünyaya meydan okuyan Erdoğan'ın eceli ile yatakta ölmeye hiç ama hiç niyeti yok. Şehit olmak istiyor. Davutoğlu'nun eceli ile yatakta hasta bir şekilde ölmeye niyeti yok. Bunlar masal değil. Kendileri de defalarca dile getirdiler.
2023 Erdoğan’ın kafadan ortaya attığı bir tarih değildir. Bu bir Rabbani işarettir. Her 100 yıl bu ümmetin şahlanacağı ve geçmişte de kendini bulduğu gerçeğini artık onlar da biliyorlar.

 Peygamberimiz (s.a.v.)’in soyundan ve Hz. Fatıma (r.a.) evladından olan  Mehdiliğin en kavi alameti olan "Mehdi kendisi bile mehdi olduğunu bilmeyecek, ta ki rivayete göre Halife Suriye bölgesinde (Halep) Rum ordusu ile (Batı Orduları) savaşa gittiği zaman, Halifenin yardımına gidecek ve insanlar kendisine biat edecekler. Ardından Halife ve orduları ile Kudüs’e yol alacaklar. Orada da Hz. İsa’nın zuhuru ile Deccalı yok edecekler ve Kudüs’te namaz kılacaklar.

Bu yüzden titriyorlar. Tek ümitleri sizin, yani Türk milletinin bunun farkında olmamış olması. Ya da öyle sanıyor olmaları. Farkında mısınız? Hazır mısınız?

Alparslan’ın yiğitleri? Hazır mısınız? 

Malazgirt’te Alparslan’a 20.000 yiğit Kürt askeri ile destek veren Mervan’ın torunları?

Hazır mısınız? Küffarı son bir defa kuzeyin soğuk topraklarına sürmeye, canlı yayında kucağında evladı vurulan Filistinli Baba'nın intikamını almaya,

Suriye'de Esed’den kaçarken Amman sınırında açlıktan ölen kız çocuğumuzdan helallik istemeye?

Bundan tam 100 yıl önce Çanakkale'ye gözünü kırpmadan 13-14 yaşlarında tüfek omuzda gururla giden ceddimize, torunlarının da tam 100 yıl sonra onlardan geri kalmadığını göstermeye hazır mısınız?

Son savaş kapımızda. Ya hep beraber şehadeti kucaklayacağız ya da Ümmet özgür olana dek Ortadoğu’yu o kahpelere zindan edeceğiz.

Son sözümüz Batı'ya. Kokuşmuş, ihtiyar şeytanlar. Farkında olmadığımızı mı sanıyorsunuz? Savaşacak askeriniz YOK. Şu ülkenin şu kadar askeri var palavralarını yutmayız. Makinalarınızı ise duman edeceğiz.100 yıl önce olduğu gibi. Canınıza okuyacağız oğlum. Hiç şansınız yok. C-A-N-I-N-I-Z-A O-K-U-Y-A-C-A-Ğ-I-Z