6 Kasım 2014 Perşembe

YAHUDİLERİN KABE’Yİ YIKMA PLANI



Kabe'nin etrafında yaşlılar ve engelliler için dairesel yüksekçe bir yapının inşa edilmesinin altında yatan gerçek, Yahudilerin Kabe'nin yerine, camiyi temsil eden Küre şeklinde bir plaza inşa ederek Kabe'nin gücünü ele geçirmek istemesidir, İkiz Kuleler'in olduğu yerde bu yapı temsili olarak bulunmaktaydı.

Yapının ismi The Sphere idi, İkiz Kule olaylarının olduğu gün, üzerinde 245 sayısı vardı, numerolojik olarak toplayınca 11 yapıyor, yani İsrail.

Sphere (Sifer), Lucifer (Lusifer).

Yahudiler Kabe'nin yerine Küre inşa edecek, bu Küre saat yönünde dönecek yani Tavaf yönünün tersine, bu da Kabe'nin olumlu enerjisinin bir musluk gibi kapatılması ve karanlığın hakim olması demek.


İkiz Kulelerin Ortasındaki Küre Neyi Simgeliyor

Kabe'nin etrafında yaşlılar ve engelliler için dairesel yüksekçe bir yapının inşa edilmesinin altında yatan gerçek, Yahudilerin Kabe'nin yerine, camiyi temsil eden Küre şeklinde bir plaza inşa ederek Kabe'nin gücünü ele geçirmek istemesidir, İkiz Kuleler'in olduğu yerde bu yapı temsili olarak bulunmaktaydı.

Yapının ismi The Sphere idi, İkiz Kule olaylarının olduğu gün, üzerinde 245 sayısı vardı, numerolojik olarak toplayınca 11 yapıyor, yani İsrail.

Sphere (Sifer), Lucifer (Lusifer).

Yahudiler Kabe'nin yerine Küre inşa edecek, bu Küre saat yönünde dönecek yani Tavaf yönünün tersine, bu da Kabe'nin olumlu enerjisinin bir musluk gibi kapatılması ve karanlığın hakim olması demek.

Piri Reis’in haritasında 16 adet büyük enerji noktası bulunur. Bu enerji noktalarından en önemlisi, Kabe’nin tam üstündedir.

Yahudiler’in amacı, Kabe’yi yıkıp bu enerji noktasına hakim olmaktır. İnançlarına göre, tüm enerji noktalarına hakim olduklarında başka bir boyuta kapı açılacak.

Haritada gördüğünüz Pentagon binası ve doğal olarak Pentagram yıldızı şeklinde işaretlenmiş bu alanın sağ köşesindeki noktanın ismi, bilerek belirtilmemiştir. Çünkü orası Kabe’dir.

Kabe'de kan gövdeyi götürdüğünde, büyük olaylar çıktığında, Hz Mehdi, Kabe’nin kapısının önünden icazet alacak, Mehdiliği gökyüzünden bir sesle ilan edilecek, bulutlar O’nu işaret edecek.

 Hz Mehdi, Peygamberimiz Sav’in halifeleri Hz Ebubekir ve Hz Ömer’den farklı olarak Allah’ın halifesi olacak, emrine 3 bin melek verilecek, 

Ordusunun büyük bir bölümü Türklerden oluşacak, 7 yıl hüküm sürecek, daha sonra Deccal gelecek. 

Yahudiler 2023’te Deccal’i beklediklerinden ve bu 7 yıl olayını bildiklerinden, Hz Mehdi’yi şimdiden engellemek için Büyük Ortadoğu Projesi’ni hızlandırdılar.

Proje tamamlandıktan sonra yayınlanan planlara göre Medine-i Münevvere’nin görüntüsünün de şu şekilde olması bekleniyor.



MEKKE DE TARİHİ DOKUSUNDAN UZAKLAŞTIRILIYOR

Mekke-i Mükerreme’yi İslami kimliğinden arındırma planı son aşamasına geldi. Suudilerin, beton gökdelenlerle, Mekke’nin tarihi ve İslami kimliğini yok edecek projeleri artık uygulanma aşamasında. Mekke’de altı projeyle 14 milyar dolarlık bir harcama yapacak olan Suudiler, Kabe-i Muazzama’nın etrafını devasa gökdelenlerle çeviriyorlar.

Mekke’nin yapısını değiştirecek projelerden örnekler:



BU PROJELERDE NE VAR?

Otel projeleriyle, Harem-i Şerif’in kuzey tarafı tamamen dev bloklara ayrılırken, şehri kuşatan bu otel zinciri, Kabe-i Muazzama’ya tahakküm eden bir görünüm de sergiliyor. Böylece ibadet alanı açmak için büyütülen Harem kısmı, otellerin hacmi karşısında bir nevi küçültülerek, Mekke’nin merkezi olmaktan çıkarılıyor.

Suudiler, bu inşaatlar arasında, Cidde istikametine dört de tünel açacak. Tünel inşaatlarının üç yıl içinde bitirilmesi planlanıyor. Ayrıca Cebel-i Ömer tepesi, yeni lüks otel inşası için düzlenerek yerle bir edilecek. Cebel-i Ömer’e, 30’ar katlı 60 gökdelen inşa edilmesi planlanıyor.


1 Kasım 2014 Cumartesi

İns-ü Cin Krallığı – Kehanet Bekçileri : Tekrar Süleyman gibi birisi gelecek miydi dünyaya? Cinler, Zülkarneyn ve Süleyman’dan sonra yeniden insanın emrinde olacaklar mıydı?


 Merak ediyorlardı, çünkü insan 

topraktan geliyordu, cinlerse ateşten.

Daha ilk insan yaratılmadan yeryüzünün halifesiydi onlar. Ama isyan etmişlerdi bir kere Yaratan’a. İsyanlarının bedelini topraktan gelenlere yeryüzü hâkimiyetini kaptırarak ödemişlerdi. Görmediklerine inanmayı reddecek kadar kibirliydi yeryüzünün yeni hâkimi insanlar. Ateşin çocukları cinler bu yüzden tekrar topraktan gelen insanın hükmü altına girmek istemiyordu. “Ben hâlis ateşten yaratıldım. Ademse topraktan; benden aşağı olan bu varlığa secde etmem.” diyordu Şeytan.

İnsanlarla cinlerin yeryüzüne hakim olmak için verdiği gizli mücadele, İblis’in insanlara karşı nefretinin sırrı, insanların ve cinlerin yeniden beraber yaşayabilecekleri bir dünya hayalini kuran kehanet bekçileri… 
***


ASIRLARCA SORULAN SORU

DÜNYA, ÜZERİNDE GELMİŞ GEÇMİŞ EN BÜYÜK hükümranlığı görmüş ve kendisinden sonra hiç kimseye verilmeyecek olan bir mülk emanetçisini ağırlamıştı. O mülk ve hükümranlığın emanetçisi Allah’ın peygamberi Hazreti Süleyman’dı.

Devrinde O, insan ve cinlere hükmetti. Hatta bir kısım şeytanlar dahi onun hükümranlığına boyun eğdi. Zamanının en güzel saraylarını yaptırdı; cinlere derin denizlerin en gizli hâzinelerini çıkarttırdı. Allah, peygamberi Süleyman’a, cinleri koşulsuz itaate kodlayacak şifreyi verdi. Hz. Süleyman cinlerden, insanlardan ve kuşlardan ordular meydana getirdi. Kenan diyarını, Sebe kavmini kendi krallığına boyun eğdirdi. Onlara hak dini tebliğ etti. Bu ona verilen mucizelerden sadece biriydi.

Fakat peygamber de olsa onunda her fani gibi vücudu toprakla vuslata ermişti. Geriye büyük bir krallık bırakmıştı. Ama kendisine kalmayan dünya, kendisinden sonrakilere de kalmayacaktı. Onun hayatının son bulmasıyla hükmü de son bulmuştu. Asıl hüküm sahibi, elçisi olduğu yüce Allah’tı.

Cinlere hükmedecek bir insan artık yeryüzünde yoktu. Hz. Süleyman’ın cinlerden oluşan ordusu dağılmış, farklı isimlerle anılır olmuştu.

İblis’in yolundan giden, çirkinleşip şirret haline gelenler yeniden şeytan olmuş, insanların arasına yerleşen ve onların yaşadıkları mekânları mesken edinenler ammar, yaramaz ve güçlü cinler ise yeniden ifrit adını almışlardı.

Aslında cinler Hz. Süleyman’ın hükmü altındayken hiçbir şekilde eziyet görmemiş, insle barış ve beraberlik içinde yaşamışlardı. Ama ne de olsa bir insanın hükmü altındaydılar. O insan, Allah’ın gönderdiği bir peygamber de olsa, cinlerin bir kısmı memnun değildi hallerinden. Hz. Süleyman yaşarken taşkınlık çıkarmamışlardı. Fakat O’da ölmüştü.

Şimdi merak ettikleri tek bir soru vardı: “Tekrar Hz. Süleyman gibi birisi gelecek miydi dünyaya? Cinler, Zülkarneyn ve Süleyman’dan sonra yeniden kayıtsız şartsız insanın emrinde olacaklar mıydı?”

TARİH YOKKEN

ADEM BALÇIK HALDEYKEN ONLAR VARDI. Bir kısım rivayetlerde O’ndan 2000 yıl öncesinde de… Zaman, âlem onlarda farklıydı; boyutları farklıydı. Allah’a karşı sorumluydular ve vazifeleri vardı. Allah’ın isimlerine ayna olma görevi bir zamanlar sadece onlarındı. Âleme halife de onlardı. Doğru yolda olmaları için onlara bir elçi göndermişti Allah. Elçinin adı aynı zamanda ataları Can’dı.¹

Canın görevi onlara nasihat etmek, kul olduklarını unutturmamaktı. Ama bir zaman sonra nebilerini dinlemez oldular, dalalete, sapkınlığa düştüler ve yeryüzünde bozgunculuğa başladılar.


DEVAMI :

İSMİ DE AZAZ-EL'Dİ YANİ ALLAH'IN AZİZİ; ŞEREFLİSİ, DEĞERLİSİ. DÜNYA'DA YAŞAYAN CİN TOPLUMU NUN UYARICI ELÇİLİK GÖREVİNİ VE LİDERLİĞİNİ DE ÜSTLENEN AZAZ-EL ( İBLİS )


İnsanoğlunun atası Adem yaratılmadan çok önce cinler yaratılmıştı. Cinler, Dünya'dan önce Mars gibi başka gezegenlerde muhtemelen yaşamlarını sürdürdüler. Bu gezegenlerde yaşayan "cin toplumları", insan toplumları gibi kendilerine gelen elçilerin İslam'a çağrılarını kabul etmeyip, elçilerini öldürmek istediklerinden dolayı, yaşadıkları gezegenle birlikte helaka uğramışlardır.

Allah, insanlar gibi cinleri de takva ve fucura yönelme potansiyelleriyle yaratmıştır. Bir süre Allah'a köle olarak yaşayan cinler, daha sonra sapmışlardır. Cin toplumlarına da içlerinden elçiler gönderildi ve uyarıldılar. Ancak uyarılardan yüz çeviren, yaşadıkları gezegeni ifsad eden ve kan döken cin toplumları, sünnetullah gereği helak edildiler. Cinlerin boyut ve hızları dikkate alındığında helaklarını, "zalim cin toplumu"nun yok oluşuyla beraber yaşadıkları gezegenin yaşanmaz hale geldiği şeklinde anlayabiliriz. İslam'a çağıran elçilere icabet edenlerin ise kurtuluşa ererek; başka bir gezegende; en son Dünya'da yaşamaya devam ettikleri bir gerçektir. Bu helakların sayısını Allah bilir. Ancak şu da bir gerçektir ki; Adem daha yaratılmadan önce dünyanın sorumlu sakinleri elbette cinlerdi.
İblis, Allah'tan en çok korkan ve O'na itaatte en önde bulunan "cin toplumu"nun öncülerinden birisiydi. Allah onu, kendisine olan bu "samimi itaati ve ibadeti" sebebiyle yükseltti ve başmelekler boyutuna çıkardı. 

O artık meleklerle beraber Allah'ı zikreden "nefis sahibi bir melek"ti ve ismi de Azaz-El'di. Yani "El"in(Allah'ın) azizi; şereflisi, değerlisi. Dünya'da yaşayan "cin toplumu"nun uyarıcı elçilik görevini ve liderliğini de üstlenen Azaz-El, zaman zaman Dünya'ya gelip müslüman cinlerle beraber, kafir cinlere karşı savaşmış ve büyük yararlıklar göstermiştir. Bu durum, Adem yaratılıncaya kadar böyle devam etmiştir.
 

İlk önce Adem'in kendisine bağlı olacağını sanan Azaz-El, daha sonra "meleklerle beraber Adem'e saygı"ya çağrılacağını anlayınca; kalbinde sakladığı kibrini açığa vurmuştur. Azaz-El, Sonsuz Yüce Allah'ın kendisine verdiği "yükselme nimeti"nin şımarıklığı ve sapkın cinlerle mücadeledeki başarılarının sarhoşluğuyla; günbegün kendisini, diğer meleklerden de üstün görmeye başlamıştır. Daha sonra bu saklı kibrini, Sonsuz Yüce Allah ortaya çıkarmış ve kovmuştur. Böylece "melek boyutu"ndan düşürülmüş, Azaz-El iken İblis; ümitsiz, değersiz bir cin-şeytan olmuştur. Adem'in cennette denenmesinde de kendisine rol verilen İblis; Adem'i de cennetten kovdurmuş ve yeryüzünde Adem ve oğularının, yeminli-intikamcı bir düşmanı olmuştur:

Biz meleklere dediğimiz zaman: "Adem'e secde edin!" (Melekler), İblis müstesna, secde ettiler. O, cinlerdendi. Böylece Rabb'inin emrinden dışarı çıktı. "Beni bırakıp, onu ve soyunu mu veliler edineceksiniz? Onlar(şeytanlar), sizin düşmanlarınızdır. Zalimler için ne kötü bir bedel!"

[KEHF(18)/50]

Biz meleklere, "Adem'e secde edin!" dediğimiz zaman; İblis müstesna, secde ettiler. (İblis), diretti, büyüklenmek istedi ve kafirlerden oldu.
Biz söyledik ki: "Ey Adem, sen ve eşin cennette oturun. Siz ikiniz dilediğiniz yerden bol bol yiyin, şu ağaca yaklaşmayın. (Şayet yaklaşırsanız) zalimlerden olursunuz."
Şeytan(İblis), oradan o ikisini kaydırdı. Böylece içinde bulundukları o (cennetten), ikisini çıkardı. Biz de dedik ki: "Bazınız bazınıza düşman olarak (Arz'a) inin. Arz, sizin için karar yeridir ve bir vakte kadar da geçim vardır."

[BAKARA(2)/34-36]

Muhakkak Biz, sizi yarattık, sonra size şekil verdik. Sonra meleklere: "Adem'e secde edin!" dedik. İblis müstesna secde ettiler. (İblis), secde edenlerden olmadı.
(Allah) dedi ki: "Sana emrettiğim zaman, senin secde etmene mani olan nedir? (İblis) dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım; (çünkü) onu çamurdan, beni ateşten yarattın."
(Allah) dedi ki: "Öyleyse oradan in! Burada senin büyüklenmen olmaz! Çık! Muhakkak sen, aşağılık olanlardansın."
(İblis) dedi ki: "Bana kalkış gününe kadar süre ver."
(Allah) dedi ki: "Şüphesiz sen, süre verilenlerdensin."
(İblis) dedi ki: "Sen'in, beni azdırman sebebiyle, Sen'in doğru yolunda onları (saptırmak için) elbette oturacağım."
"Sonra da onların(insanların) önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından elbette geleceğim ve Sen onların çoğunu şükredici bulmayacaksın."
(Allah) dedi ki: "Sen oradan kınanmış ve kovulmuş olarak çık! Onlardan (insanlardan) her kim sana tabi olursa, elbette sizin hepinizi, cehenneme dolduracağım."

[ARAF(7)/11-18]

Allah'ın şerefli bir kölesiyken; büyüklenerek, kovulmuş şeytan olan İblis, "cin toplumu"nun önderlerinden bazılarının da ayaklarını kaydırarak; kendisiyle birlikte onları da şeytanlaştırdı. Böylece Dünya'da ilk "şeytani çekirdek kadro" oluştu. Önceden Müşrik ve Müslüman olarak ayrışan cin toplumu; daha sonra Müslümanlar, Müşrikler ve Şeytanlar olarak üç millete(topluma) ayrılmış oldular. İblis'in başını çektiği cin-şeytanlar; bir taraftan kendi aralarında hiçbir ahlaki sınır tanımayan ilişkilerle çoğaldılar. Diğer taraftan İblis, cinlerden birçoklarını saptırıp kendisine köle edindiği kimselerle "şeytan milleti"ni çoğalttı ve insanların peşlerine düştü. Tarih boyunca da insanlardan İblis'e köleler devşirdiler. Bu yolla devşirdikleri "insan şeytanları"yla yeryüzünde giderek güçlendiler.

DEVAMI:

MUHTEŞEM BİR KIYAMET DESTANI… İYİYLE KÖTÜNÜN SAVAŞINI HİÇ BÖYLE OKUMADINIZ : İncil’e göre Gog’la Magog, Kur’an-ı Kerim’e göre ise Ye’cüc ve Me’cüc ordusunun kıyamet yaklaştığı zaman dünyayı istila edeceği söyleniyordu



Yeryüzünün dört bucağındaki ulusları Gog’la Magog’u saptırmak, savaş için bir araya toplamak üzere zindandan çıkacak. Toplananların sayısı deniz kumu kadar çoktur.
VAHİY: Va.20:8

Nihayet Ye’cüc ve Me’cüc’ün önü açıldığı zaman her tepeden akın ederler.
ENBİYÂ SÛRESİ 96.Ayet

İncil’e göre Gog’la Magog, Kur’an-ı Kerim’e göre ise Ye’cüc ve Me’cüc ordusunun kıyamet yaklaştığı zaman dünyayı istila edeceği söyleniyordu ve bu ordu görünüşe göre Hz. Zülkarneyn’in yaptığı sedden kurtulmuşlardı. Askerlerin bu orduyu durdurup durduramayacaklarını ise zaman gösterecekti.

***

Tarih: 12 Aralık 2012 (12.12.12 )
Saat: 12: 12
Yer: Suudi Arabistan – Mekke

Mekke’nin merkezinde, Aralık ayının ortasında bile tüm dünya yazı yaşamaya devam ediyordu. Bu sıcaklığın sebebi küresel ısınma mıydı yoksa çölün verdiği bir hava değişikliği miydi? Ali, Suudi Arabistan’da çalışmaya karar verdiğinde belki de bu kadar sıcak olacağını tahmin etmiyordu. Oysa bu genç mimarı Türkiye’de de güzel bir gelecek bekliyordu. En büyük holdinglerden birinde staj yaparken zekâsı ve çalışkanlığıyla işini garantiye almıştı bile. Mekke’de büyük bir Türk firmasının yeni inşaatında çalışacak mimarlardan biri olmuş ve yaklaşık 6 aydır da bu sıcak ve kutsal memlekette bulunmaktaydı. Ülkesinden uzakta olmasına rağmen belki de Kâbe’nin o kutsal havasından dolayı vatan hasretini şimdiye değin çok çekmemişti. Ama 6 aylık çalışmanın ardından gelecek hafta 15 günlüğüne Ankara’ya dönecek ve kısa bir tatil yapacaktı ailesinin yanında.


DEVAMI:

ALLAH'IN ELÇİSİ CİNLERİ AÇIKLIYOR : İnsanlardan bir topluluk, cinlerden bir topluluğa köle oluyorlardı. Nihayet o cinler, İslâm Dini'ne girdi, o insanlar ise cinlerin dinine tutunup kaldılar.




Bismillahirrahmanirrahim

Kur’an-ı Kerimde
55/RAHMAN-15: Ve halakal cânne min mâricin min nâr (nârin).
Cann'ı (cinni) da 'yalın, dumansız bir ateşten' yarattı.
(Hicr 27) " Cinleri de daha önce zehirli ateşten yaratmıştık." Ayetleriyle
CİNLERİN ateşten yaratıldığı ifade edilmektedir cinler : 




Kur’an yorumcuları Kur’anda insanüstü yetenek ve icraatları anlatılan PeygamberSüleymanla ilişkileri anlatılan Saba melikesi Belkıs hakkında yorum yaparlarken O’nun annesinin bir cin olduğunu kaydederler. Bu konudaki rivayetlere dayanarak cinlerle evliliğin mümkün ve caiz olup olmadığı konuları uzun uzadıya tartışılmıştır.

Genel kanının tersine İslam inancına göre cinler geleceği ve gaybı bilemezler.


Her ne kadar ruhani bir varlık türü olduklarından insanların bilmediği bazı gizemleri bildiklerine inanılsa da, geleceği ve gaybı bilmezler. Ayrıca peygamberlere inen vahyi (ilahi haber ve mesajları) peygamberler tarafından açıklanmadıkça bilemezler.

İslam dininin kutsal kitabı Kur'an'da cinleri konu alan bir sure (bölüm) mevcuttur, adı da Cin Suresi`dir ve Kur'an'ın 72. suresidir.

İslamiyet’te Şeytan: Şeytan,İslamiyet'e göre insanları dinden caydırmaya çalışan  cin türünden bir varlıktır. Cinler, meleklerden farklı olarak irade sahibidir. Yaratılışının en büyük nedeni, kıyamete kadar, insan iradesinin sınanmasıdır. Bu sınavı geçenler ödüllendirilecek, geçemeyenler ise cezalandırılacaktır.

 Kur'an'da şeytandan bahsedilen ayetlerde insanlar onunla birlikte hareket etmemeleri konusunda uyarılmıştır. Şeytanın önceleri bilgeliğinden yararlanılan ve sayılan biriyken, Allah'ın huzurundan kovulma aşamasına nasıl geldiği Araf suresinde anlatılır. Hristiyanlık ve İslamiyet, şeytanın bir zamanlar Allah'ın sevdiği bir hizmetkarı olduğu konusunda hemfikirdir.

"And olsun, size yeryüzünde imkân ve iktidar verdik. Sizin için orada birçok geçim imkânları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz! Ant olsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, “Âdem için saygı ile eğilin” dedik. İblisten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile eğilenlerden olmadı."

DEVAMI:

İNSANDAN ÖNCE YARATILMIŞ CİN TOPLUMU : İnsanoğlunun atası Adem yaratılmadan çok önce cinler yaratılmıştı.




 CinlerDünya'dan 
önce Marsgibi başka gezegenlerde muhtemelen yaşamlarını sürdürdüler. Bu gezegenlerde yaşayan "cin toplumları", insan toplumları gibi kendilerine gelen elçilerin İslam'a çağrılarını kabul etmeyip, elçilerini öldürmek istediklerinden dolayı, yaşadıkları gezegenle birlikte helaka uğramışlardır.

Allah, insanlar gibi cinleri de takva ve fucura yönelme potansiyelleriyle yaratmıştır. Bir süreAllah'a köle olarak yaşayan cinler, daha sonra sapmışlardır.

Cin toplumlarına da içlerinden elçiler gönderildi ve uyarıldılar. Ancak uyarılardan yüz çeviren, yaşadıkları gezegeni ifsad eden ve kan döken cin toplumları, sünnetullah gereği helak edildiler.

Cinlerin boyut ve hızları dikkate alındığında helaklarını, "zalim cin toplumu"nun yok oluşuyla beraber yaşadıkları gezegenin yaşanmaz hale geldiği şeklinde anlayabiliriz. İslam'a çağıran elçilere icabet edenlerin ise kurtuluşa ererek; başka bir gezegende; en son Dünya'da yaşamaya devam ettikleri bir gerçektir.

Bu helakların sayısınıAllah bilir. Ancak şu da bir gerçektir ki; Adem daha yaratılmadan önce dünyanın sorumlu sakinleri elbette cinlerdi.

İblis, Allah'tan en çok korkan ve O'na 
itaatte en önde bulunan "cin toplumu"nun öncülerinden birisiydi. Allah onu, kendisine olan bu "samimi itaati ve ibadeti" sebebiyleyükseltti ve başmelekler boyutuna çıkardı. O artık meleklerle beraber Allah'ı zikreden"nefis sahibi bir melek"ti ve ismi de Azaz-El'di. Yani "El"in(Allah'ın) azizişereflisi,değerlisi. Dünya'da yaşayan "cin toplumu"nun uyarıcı elçilik görevini ve liderliğini de üstlenen Azaz-El, zaman zaman Dünya'ya gelip müslüman cinlerle beraber, kafir cinlere karşı savaşmış ve büyük yararlıklar göstermiştir. Bu durum, Adem yaratılıncaya kadar böyle devam etmiştir.

İlk önce Adem'in kendisine bağlı olacağını sanan Azaz-El, daha sonra "meleklerle beraberAdem'e saygı"ya çağrılacağını anlayınca; kalbinde sakladığı kibrini açığa vurmuştur. Azaz-El, Sonsuz Yüce Allah'ın kendisine verdiği "yükselme nimeti"nin şımarıklığı ve sapkın cinlerle mücadeledeki başarılarının sarhoşluğuyla; günbegün kendisini, diğer meleklerden de üstün görmeye başlamıştır. Daha sonra bu saklı kibrini, Sonsuz Yüce Allah ortaya çıkarmış ve kovmuştur. Böylece "melek boyutu"ndan düşürülmüş,Azaz-El iken İblisümitsiz, değersiz bir cin-şeytan olmuştur. Adem'in cennette denenmesinde de kendisine rol verilenİblisAdem'i de cennetten kovdurmuş ve yeryüzünde Adem ve oğularının, yeminli-intikamcı bir düşmanı olmuştur:


DEVAMI:

Cin-Şeytanlar Aramızda : Uzaylı palavrası'' İblis'in Kadim Planı"nda yer alan ve insanları kandırmak ve Dünya'yı ele geçirme için kullandığı ''taktik yalanlar''dan birisidir.



Eski versiyonu 80'lerde yayınlanmış olan dizi, yakın zamanda Amerikan ''abc'' kanalı ve Warner Bross işbirliği ile tekrar çekilen yeni versiyonu ile gündeme geldi. Türkiye'de de gösterimde olan dizinin şimdiden birçok fanatiği bulunmaktadır.

''Uzaylı palavrası'', "İblis'in Kadim Planı"nda yer alan ve insanları kandırmak ve Dünya'yı ele geçirme için kullandığı ''taktik yalanlar''dan birisidir. Bu ''yalan propagandalar''ı; 80'li yıllardan beri yaptırdığı filmlerde kullanarak, insanlarda bir nevi ''uzaylı bilinç-altı'' oluşturmayı başarmıştır. Dizi, şu anda dünyada; 12 ayrı ülkede aynı anda gösterilmektedir. Dizinin yönetmenliği, Yves Simoneau'a; senaryosu ise Scott Peters'a aittir.

Dizi, İblis'in planı ile ilgili taktik bilgiler içermesi bakımından önemlidir. ''Yaklaşan Saat'' yaklaşırken; İblis de; ''insanlığa harmonik yakınsama'' diye adlandırdığı ''dünya insanlığını ele geçirme operasyonu''nu hızlandırmaktadır.

Şu ana kadar yaptığımız yorum ve analizlerle çok açık bir şekilde ortaya koyduğumuz gibi; ''uzaylı edebiyatı'' büyük bir yalandır. Şeytanlar, bugün olduğu kadar, geçmişte de birçok farklı formlara girerek insanlarla iletişim kurmuşlardır. Allah'tan gelen uyarılara ve uyarıcılara kapalı olan insanoğlu; bu yalancı-oyuncuların tuzaklarına ve övgülerine tarih boyunca kapılmışlardır




Bugün ortaya konan senaryo; büyük bir senaryodur. Geçmişteki oyunlar, bu "Büyük Senaryo"nun hem bir parçası ve hem de bir hazırlığıdır. İblis, yardımcıları ve ordusuyla birlikte; binlerce yıldan beri bu ''Son Final''e hazırlanmaktadır. Bu aynı zamanda, insanlığın yönetimini geçici bir süre de olsa ele geçirmek ve bir Deccal (Mesih) çıkarma planıdır. Geçmişte olduğu gibi bugün de "insanların korkuları" kullanılmaktadır. Ancak geçmişte olmadığı kadar insanlar, ''sen tanrısın!'' şeytani övgüsüyle ''kibirleri okşanarak'' yüceltilmekte ve şaşırtılmaktadır. Bu sefer, korkulan ya da memnun edilmesi gereken bir Mısır, Sümer, Yunan veya Roma tanrısı (şeytanı) yerine, "süper güçlü teknolojik uzaylılar" var sahnede. İnsanları, kendilerinden daha güçlü ve dünyayı ele geçirmek isteyen uzaylılara karşı, sevgi dolu uzaylıların kanatları altına çağıran basit bir senaryo... Kötü adamlardan koruyan, sevgi(!) dolu iyi adamlar ve bilinen senaryo...

Ancak nasıl oluyor da insanoğlu, ''tüm gücün ve enerjinin'' sadece ve sadece Sonsuz Güç Sahibi Allah'a ait olduğunu unutuyor? Tek sakınılacak, korkulardan emin kılacak olanın sadece ve sadece Allah olduğunu unutuyor; kendilerine bile faydası olmayan uzaylılara (şeytanlara) bel bağlıyor? Nasıl oluyor da insan, tüm bu ''uzaylı masalı''nın arkasında, geçmişten beri büyük dinlerde söz edilen ''cin-şeytanlar'' olabileceğini bir an bile düşünmüyor? En ufak bir şüphe bile izhar etmiyor? İblis ve korosu; insanların gözünün içine baka baka bu senaryoları hazırlatıyor; büyük bir beğeni ile seyircilere sunuyor ve alkış topluyor!





FİLMİN ANALİZİ

1- Filmde "iyi ve kötü uzaylı" olarak lanse edilenlerin tamamı; gerçekte sürekli ifade ettiğimiz gibi "cin-şeytanlar"dır.

Başından beri açıkladığımız İblis'in; "kötü uzaylılar dünyayı ele geçirecek, sizi seven iyi uzaylılarla işbirliği yapın" taktiği; bu filmle açıkça işleniyor. Baş şeytan İblis, insanlığı adeta çocuk yerine koyarak kandırmaya çalışıyor. Türk filmindeki kötü adamın elinden kızı kurtaran iyi adam (kahraman), kıza bir şekilde sahip olur. Gerçekte senaryo bu kadar basit. Ancak ABD film teknolojisi, şeytanca insan duygularıyla oynamalar ve çağın cehaleti, İblis imzalı filmleri, oldukça etkin hale getirebiliyor.

2- Filmdeki ana karakterlerden Anna, uzaylıların (cin-şeytanların) lideri olarak "İblis'in yardımcısı baş şeytanlardan birisi"dir. İblis ve yardımcıları baş şeytanlar, antik çağlardan beri; Mısır, Sümer, Yunan ve Roma tanrısı olarak dişi formlara girmişlerdir. Burada da dişi bir form kullanmaktadırlar.

Tyler, filmde Anna'nın kızı Lisa ile ilişkisi olan gençtir. Anna, Tyler'ı ilerideki amaçlarına uygun olarak kullanmak üzere, kızı Lisa'dan onu etkileyip kontrolü altına almasını ister. Lisa, Anna'nın kızı yahut değil, erkekleri baştan çıkaran emrindeki dişi bir şeytandır. Tyler gerçekte daha önce DNA'sına şeytanlar tarafından müdahale edilmiş bir "yıldız tohumu"dur. Yani "uzaylı (şeytan) tohumu. Anna, kızı Lisa ile Tyler'ın birlikte olması sonucu insan-şeytan karışımı bir çocuk elde etmek ister. Lisa ileride bunu kabul etmeyince, Anna'nın bir başka çocuğu Lisa kılığında Tyler ile birlikte olur ve bu amacı gerçekleştirir. İşi biten Tyler ise öldürülür. Doğan çocuk ise muhtemelen şeytan-insan karışımı olan Deccal (Mesih)'dir. Mesih, şeytanlar tarafından, çıkacağı güne kadar hazırlanacaktır.

Bu durum, Mesih Deccal konusundaki bir teoriye uygun düşmektedir. Bu teoriye göre; Deccal; uzun süre çocuğu olmayan bir Yahudi anneden doğmuştur. Ve cin-şeytanların antik yurdu Lemurya'nın merkezi olan Solomon adalarındaki dağ silsilesinin yer altı mağaralarında, çıkacağı güne hazırlanmaktadır.




3- Ryan, bugün insanlar arasında iyi uzaylı yahut melek rolünde faaliyet gösteren "ışık işçileri ordusu"nu oluşturan İblis'in(Anna'nın) askerlerinden birisidir. Şu an dünyanın her tarafında medyumlar aracılığıyla sürdürülen bu faaliyet; bir anlamda 5. Kol çalışmasıdır. İblis, gerçekte de ordusunu ikiye ayırmıştır. Sağ kolunu oluşturan iyi uzaylılar(!) ya da melekler(!)in görevi; dünyadaki kötü hakim güçleri ve onların işbirlikçisi olan kötü uzaylılara karşı mücadele ediyor görünerek; dünya insanlığını; barış, kardeşlik, eşitlik, sevgi gibi masonik sloganlarla yönlendirip kontrol altına almak. Sol koluyla da; yani ordusunun diğer bir kısmıyla da; her türlü kötülüğü, vahşeti, vampirliği, korkuyu yaymak; hakim Küresel Güçler'in şeytani planlarını desteklemek. Sonuç: İpleri kendi elinde olan iyilerle-kötülerin kavgası; iyilerin(!) zaferiyle sonuçlanırken; insanlığın yönetimi İblis'in kendi elinde, yani Mesih Deccal'in elinde olacak.

4- Ryan, Valerie isimli bir çocuğu olmayan kadınla ilişki kurar, onu hamile bırakır. Ona, doğruyu söylemez; sözde çok değer veriyor ve çok seviyor. Şeytanların en büyük yalanı, sevgidir. İnsandan, İblis gibi nefret ederler; insanda var olan sevgi potansiyelini kullanarak; onu yönlendirirler. Burada da sevgi dolu(!) iyilik sever Ryan'ın durumu farklı değildir. Doğacak olan çocuk, bir insan-uzaylı (şeytan) karışımıdır.

5- Filmde Anna, adeta enerji kaynağıdır ve sözde saadet vermektedir. Emrindeki cin-şeytanlara seslendiğinde; enerji yükleniyorlar ve huşu duyuyorlar. Bu, hırsız İblis'in, Allah'dan çaldığı ve taklit ettiği sayısız "kavram"dan birisidir. Melekler, Allah sevgisiyle beslenir ve Allah seslendiğinde huşu içinde ve saygıdan titreyerek onu dinlerler. İblis'in köleleri olan şeytanlar, İblis korkusuna dayanan köleliklerinde, gerçek sevgiden mahrum ve robotlaşmış mahluklardır.

6- Filmde uzaylı kılığındaki cin-şeytanların en önemli özelliği duygusuz olmalarıdır. Hatta aralarında insanlarla işbirliği yapanları tespit etmek için duygu testine başvururlar. Duygusuz olmak, şeytan olma kriteri olarak verilmiştir filmde. Yapılan duygu testine tepki verenler, insanlara benzemiş olup, onlarla işbirliği içerisindeki hainlerdir. Gösterilen katliam ve felaket gibi görüntülere karşı hiçbir acıma ya da üzülme gibi tepki vermeyenlerin ise şeytanlığı kanıtlanmış oluyor. Burada verilen şeytanların sevgisiz-duygusuz olması bir gerçektir. İblis; adeta insanların gözüne bakarak; alay edercesine; bu gerçeği itiraf ediyor. Uzaylı yalancıların iyisi de, kötüsü de; duygu-acıma hisleri körelmiş, sevgisiz-katı kalpli mahluklardır. Şeytanların her biri gönderildikleri insanı saptırmak için İblis tarafından görevlendirilmiş olup, aynı zamanda onun robotlaşmış-duygusuz köleleridir.

7- Filmde cin-şeytanlar, dünya devletlerinin liderleri ile irtibatlıdır ve görüşmeler yapmaktadır. Bunun gerçek dünyada da böyle olduğu açıktır. Küresel efendiler, uzaylılarla (cin-şeytanlarla) işbirliği arayışı içindedirler. Buna ait sayısız kanıt bulunmaktadır. Ayrıca bu gerçeği İblisin sağ kolu; iyi uzaylılar(!) da, celselerinde medyumlar aracılığıyla sık sık dile getirmektedirler. İblis, gerçek hayatta; bir taraftan iyi uzaylıların, insanların beyinlerini yıkama ve kandırma çalışmalarını yönetirken; diğer taraftan Lucifer şapkasıyla; Uzaylı-Küresel Güç ilişkisini koordine etmektedir. Cin-şeytanların bir üst boyutta bulunmaları; onlara bu tarz avantajlar sağlamakta; insanların cehaletinden kolayca yararlanmaktadırlar. Concordia, kırmızı gökyüzü, mavi enerji gibi unsurlar filmde basit korkutma yalanları olarak kullanılırken insanların bilinç altında bir uzaylı istilası fikri oluşturuluyor.





SONUÇ

1) "Yeni Ziyaretçiler" dizisi, birçok gerçek kırıntısı ve ters yüz edilmiş gerçek içermesine rağmen; son derece korkutucu kaba ve açık bir propaganda yapmaktadır. Verilen mesaj şudur: Uzaylılar, ruhsuz-vahşi ve teknolojik olarak insanlıktan çok üstün istilacılardır, onlardan korkun, tir tir titreyin ki kurtarıcınız Mesih Deccal geldiğinde ona sığınasınız.

2) Uzaylı tohumuyla İnsanlardan "ruhsuz bir nesil" üretmek, tıpkı Atlantis'teki Ye'cuc-Me'cuc gibi... Gerçkte ruhsuz olan hiçbir varlık yoktur. İnsan, cin, hayvan, bitki ve maddenin elbette boyutları farklı ruhları vardır. Ancak kişi; insan veya cin kafirleşip-şeytanlaştıkça; nefsinin kölesi olur; zulmün, acımasızlığın ve vahşetin adamı olur. Şeytanlar da ruhsuz değil; adeta ruhları minimize edilmiş; nefis ve kibirleri maksimize edilmiş azgın varlıklardır.

3) Özellikle kötü uzaylı rolü verilmiş şeytanlar, vampirleştirilerek "korku-dehşet", "çaresizlik" pompalanıyor ve Mesih beklentisi kamçılanıyor. Kötü uzaylılar, daha da vahşi-canavar-korkutucu olarak tasvir edilecek ki; dünya insanın şuur-altı korkuları, onu, "kurtarıcı Mesih"in sevgi(!) dolu kucağına sevk etsin. Bunu teyit edecek- güçlendirecek şekilde önümüzdeki günlerde muhtemelen; şeytani vampir görüntüleri ve eylemler, şeytan çarpmalar, insanları korkutacak her türlü şeytani saldırılar, kötü uzaylı maskesiyle sahneye konulacak; kaos-kargaşa yaygınlaştırılacaktır.


DEVAMI: