25 Eylül 2014 Perşembe

Kendini uzun süre saklayan Yahudi artık kendini saklayamaz oldu. Kendisine karşı oluşan ciddi bir infial oluştu. İsrail'in başarısızlığı ve giderek kaybedilen uluslararası destek, Yahudi'yi telaşlandırmıştır.Ve Yahudi son olarak ÇİN den çıkacaktır.





Bu tecrübeye dayalı söz tarihin bir kısmının aynası gibi.Fıtri temayülleri nisbetinde iki milletin tarihe işlediği ve işlemeye devam edeceği desenler.Farklı kumaşlara, farklı şekillerde..
.
İki Yahudi bir araya gelse şirket, iki Türk bir araya gelse devlet kurar ", der bir Çin atasözü.

Yahudiyi anlatan her eserde görülecek olan şudur ki; bu topluluk 'şeytanlık' mesleğinin her yerde mümessilidir.Her daim sendika başkanlığını yapmaktadır.Hıyanet, takıyye, para, sapık fikir-sanat ölçüleri ile dünyayı ören bir ağ.Uhud'da, Hendek'de hainlikleri; İbn-i Sebe ile İslam birliğine en büyük fitne; Yasef'le sinsilik ve kalpazanlık; Karl Marx ile beyinlere zehir; Haim Naum ile Lozan...Son olarakta ete, kemiğe bürünmüş bir işgal devleti...

Yahudi'yi, -daha doğrusu Çin'deki Yahudi'yi- daha iyi anlatmak için aşağıda vereceğimiz örnekler Üstad Kadir Mısıroğlu'nun, "başıma taş düşse Yahudi'den bilirim" sözlerini açıklar nisbette;
-Kutuplardaki yerel halkın ürettiği derilerin ticaretini Yahudiler yapmaktadır.

-1917 yılında kurulan 'Türkistan Muhtar Cumhuriyeti'nin Maliye Bakanı 'Salomon' isimli bir Yahudi idi.

-300 dolaylarında üyesi bulunan Sovyet meclisinin 50 üyesi Yahudi idi.Stalin'den Gorbaçov'a, tüm Sovyet liderlerinin eşleri istisnasız Yahudi idi. (Kaynak:Yahudi - Louis Marschalko - Sebil Yayınevi)

-Nisan 2010'da silahlı bir isyan sonucu devrilen Kırgız devlet başkanı Kurmanbek Baki ve oğulları ülkeyi Yahudilere peşkeş çekmekle meşgul idiler.Bu isyanın altında yatan sebeb 3 adet Yahudi'dir.Bu yahudileri oradan kurtaran İsrail'dir.

-Özbekistan'ın eli kanlı ve dünyaca en tehlikeli diktatörü olarak nitelenen Cumhurbaşkanı İslam Kerimov'un, İzak(İshak) isimli bir Yahudi olduğu bilinmektedir.(“Türk Dünyası Yahudileri Toplantısı” Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te yapılmıştır.Türkistan yahudilerinin en etkili olduğu ülke Özbekistan'dır.)

-Savanora yatındaki pis işlerde ismi geçen Kazakistanlı işadamı, Alexander Makeviç arkasında, Kazak devlet bakanı Nursultan Nazarbey olan bir Yahudi'dir.
Yakın tarihten ve günümüzden olmak üzere üçer aded verdiğimiz bu örnekler, sanırım sizlere Yahudilerin nerelere kadar ulaştığını, hangi konumları işgal ettiğini göstermektedir.
Peki kutuplarda olan, ileride yıkacakları bir muhtar cumhuriyette dahi maliye bakanlığını kimseye kaptırmayan Yahudi, Çin'de nerededir, hangi mevkidedir?

'Güneşi Batmayan Ülke' İngiltere'nin çökmesi ve Amerika'nın doğması Yahudi'nin madden göçü ile açıklanır.Şu an bedahet şekilde görülüyor ki Amerika çatırdamaktadır.Yeni 'Güneşi Batmayan Ülke' olmaya aday ABD'ye borç para vermeye başlayan ÇİN'dir.Her daim Amerika ile yarışan, dev olmak hayali kuran Çin bunu maddi açıdan başardı.

Destekçisi, Yahudi'nin sermayesi ile.Lakin Çin ne ABD, ne de İngiltere gibi savaş ile istediği bölgelere sahib olamayacak.Elindeki tek güç -en azından şimdilik-; ham madde-para!(Çin, nadir bulunan stratejik öneme haiz bazı hammaddelerin yüzde 90’ndan fazlasını kontrolü altında bulunduruyor.)Tamamı ile 'ekonomik kuşatma' diyeceğimiz bir hareketle emperyalist emeller peşinden hızla giden Çin, örneğin, malları ile Afrika'yı ele geçirmiştir.Buradaki amacı Afrika ülkeleri ile bir blog oluşturmaktır.

Yahudi ve sermayesinin Amerika'dan Çin'e göçmesine sebeblerinden birkaçını zikredelim;

-ABD'de Yahudi düşmanlığı pek belirtilmese de had safhadadır.Müslümanlar sene içinde 500 civarında saldırıya uğrarken, bu oran Yahudilerde 2000 civarındadır.

-Kendini uzun süre saklayan Yahudi artık kendini saklayamaz oldu.Umum-i efkar içinde kendisine karşı oluşan ciddi bir infial vardır.

-İsrail'in başarısızlığı ve giderek kaybedilen uluslararası destek, Yahudi'yi telaşlandırmıştır.

-Batı'daki mali kriz Yahudi'yi de vurmuştur.

-Amerika'da bir fabrikanın toplam maliyeti "50 milyon dolar" iken Çin'de bu rakam "13 milyon dolar".Amerikalı bir işçi ayda 2000-3000 dolar maaş alırken, Çinli işçi(bu işçiler arasında zorla çalıştırılan Müslüman Türkler de vardır.Urumçi, Kaşgar, Aksu ve diğer bölgelerde 2009 yılında çıkan isyanlar, Çinlilerin Guangdong'daki zorunlu işçi Türkleri katletmesinden ötürü zuhur etmiştir.) 150 dolar civarında maaş almaktadır.Çalışan Çinli nüfus, ülkedeki 300 milyon kayıtsızdan oluştuğu için sigorta da gerekmemektedir.(Çin'de resmi olarak 250 milyondan fazla işsiz vardır.)

Ahval böyle iken Yahudiler, yeni güç odağı olarak, kendilerine, daha önce İngiltere ve Amerika ile ziyaret ettikleri Çin'i seçmişlerdi.2000'li yıllardan itibaren Yahudi göçü Çin'e kaymıştır.Yahudi'nin Çin'deki varlığı yeni değildir.İlk olarak 18. yüzyılda Bağdat'tan Şangay'a yapılan göçün ardından, Çarlık Rusya'dan ve Nazi Almanyası'ndan da göçler olmuştu.1945 yılında Şangay'da 45 binden fazla Yahudi toplanmıştı.Bunlar kendi dillerinde gazeteler çıkarmışlar, mektebler açmışlar, hastaneler, sinagoglar kurmuşlardır.İsrail başbakanlarından Ehud Olmert'in babası Çin doğumlu, Şangay Yahudileri'ndendir.(Babası 1933’te 22 yaşında İsrail’e gelmişse de Çin'i hiç unutmamıştır. Hatta son sözlerini dahi Çince söylemiştir.Wikipedia-Ehud Olmert)

Bu kısa sürede, daha önce haberlerini aldıkları Kaifeng bölgesindeki Çinli Yahudilerile irtibata geçmişler ve bu, İranlı bir tüccar tarafından Yahudiliği kabul eden şuursuz Çinlilere, İsrail-Yahudilik şuurunu aşılamışlar ve madden de desteklemişlerdir.Bugün Şangay, Pekin, Kaifeng üniversitelerinde, Yahudi Dini ve Felsefesi, Holokost(Soykırım), İbrani Dili, Yahudi Tarihi gibi dersler okutulmaktadır.Masonlar ve Kaifeng Yahudileri aracılığı ile Çin'de de gizlenmeye çalışan Yahudiler hakkındaki bir söylemde, Amerika'da, Çinli çocukları evlat edindikleridir.

1972 yılındaki ABD-Çin yakınlaşmasının mimarı olan Henry Kissinger, Alman Yahudisi ve İsrail vatandaşı idi.Kissinger, Çin'in kapitalist ekonomiye geçişinde öncü rol oynamıştır.1970'lerden itibaren kurulan İsrail-Çin işbirliğinin ilk icraatı, Çin ordusunun Sovyet silahlarından arındırılıp, İsrail silahları ile techizatlandırılması olmuştur.Çin gizli servisi Yahudiler ve CIA aracılığı ile kurulmuştur.Başta gizlice yürütülen bu İsrail-Çin işbirliği, 90'lardan itibaren açıktan yürütülmeye başlamıştır.Bu açıktan yürütülen siyasetler, dünyanın yeniden bir kutublaşmaya yol aldığının da kanıtıdır.Sovyetlerin çökmesinden sonra dünyanın her köşesinde zuhur eden, İslami dirilişlere karşı, baş amilin İsrail olduğu bir birlik oluşturulmaktadır.Hindistan'dan, Tayland'a, Filipinler'den, ABD'ye, Rusya'dan, Etiyopya'ya kadar tüm şer güçleri, Şeytan'ın emrine girmekte, onun tarafından eğitilmektedir.

Bu kutublaşmanın diğer ucu olan İslam aleminde reis kim olacaktır, sualinin cevabı malumdur; Türk milleti! Bunu Üstad Kadir Mısıroğlu şöyle açıklamaktadır;

"Çin, 'Yahudi emperyalizmi'nin kaptan gemisi; Türkiye, 'İslam enternasyonel gücü'nün kaptan gemisi olarak, milattan evvel ki gibi iki süper güç olarak karşı karşıya gelecek.Ne Amerika kalacak, ne Avrupa Birliği kalacak.İkisini de Yahudi yıkacak.Azami 15 sene sürer bu dediğim.Yirmibirinci asrın lider ülkesi Çin ve Türkiye'dir."

Çin'in, Batı'ya açıldığı kapı, Türkistan'dır.İşgal altındaki Doğu Türkistan, Çin'in hammadde kaynağıdır ve 21. yy'ın Kuveyt'i olarak adlandırılmaktadır.180'den fazla yeraltı kaynağı bulunan, Belazuri'nin deyimiyle 'Allah'ın yeryüzündeki cenneti' şu an işgal altındadır.Doğu Türkistan mücadelesinin başbuğlarından İsa Yusuf Alptekin'in endişesi gerçekleşmektedir.Çin tehlikesi tüm dünyayı tehdit etmektedir.Doğu'su ve Batı'sı ile Türkistan'ı çok büyük şeyler beklemektedir.Türkiye ve dahil tüm Müslümanlar gözlerini Türkistan'a dikmeli.Türkistan'daki Türklerin yeniden İslami şuura ulaşmalarında yardımcı olmalılardır.Zira dünyanın yeni çekim merkezi Türkistan'dır! İki temsili güç burada savaşacaktır.Müslüman-Türkler ve Yahudiler-Çinliler!

"Yarın elbet bizim, elbet bizimdir.

Gün doğmuş, gün batmış ebed bizimdir."

Allah'ın selamı üzerinize olsun! Ve minallahit'tevfik!


Abdurrahman Hacımelek

23 Eylül 2014 Salı

AHİR ZAMANIN DECCALI VE SÜYAN DECCALI 1 ) DECCAL DÜNYADA 40 GÜN KALACAK : Bir günü 1 yıl gibi, diğer 1 günü 1 ay gibi, diğer 1 günü 1 hafta gibi, ve geri kalan diğer kalan günler (37 gün) bizim normal günlerimiz gibi olacak. (Sahih Müslim)


Deccal hem manen hem bedenen insanların arasında olacaktır. 3 gün manen ve 37 gün bedenen yeryüzünde bulunacaktır.
Deccal kelimesinin ebced değeri 37 göstermesi, bedenen insanlar arasında kalacağı gün sayısına işaret eder.
Deccalin manen insanların arasında kalacağı Hadisteki  3 gün, yıl-ay-hafta şeklinde olması aynı zamanda 3 farklı mekana da işaret eder.
 Yüce kitabımız Kuranı Kerim'de Allah katında bir günün dünya zamanındaki 1000 yıla eşit olduğu belirtilmiştir (Hacc Süresi /47)    O zaman böyle bir hesaplama yapılsa ilginç gelecektir.
Hadisteki 1 gün, 1 yıl gibi, 1000/1 yıl=1000 yıl.
Hadisteki 1 gün, 1 ay gibi, 1000/12 ay=83.33 yıl.
Hadisteki 1 gün, 1 hafta gibi, 1000/52 hafta=19.23 yıl.



2 ) MASONİK DÜŞÜNCE İLK TEMELLERİNİ  İNGİLTERE'DE ATMIŞTIR. Hadislerde belirtilen deccalın tutsak adası 10. yüzyılda yani 900 lü yıllarda atılmıştır.

1000 yıl sonrası 1921 yılında yahudi masonlar tarafından CFR örgütünün kurulması ile Deccaliyet İngiltere'den Amerika'ya taşınmıştır.
Alnında (deccal), iki gözünün arasında “ke-fe-re, yani kâfir” yazılıdır. (Buhari, Fiten: 27;Müslim, Fiten: 100-103, (169)-(2933)).
Bu hadisi takip eden Yahudiler prototip amaçlı tarihi bir olay gerçekleştirmişlerdir. 1914 yılında başlayan Dünya Savaşından 6 yıl sonra İstanbul yabancı işgalciler tarafından işgal edilmiştir. 7. yılda CFR örgütü (Council on Foreign Relationships) kurularak simgesel olarak Deccal'ın çıkışını göstermeye çalışmışlardır.
1921 yılına 83 yılı eklediğimizde 2004 yılı çıkar. Bu yılda ilk defa uluslararası babında "Büyük Ortadoğu Projesi" yani "Kudüs tabanlı Büyük İsrail Devleti" açıklamalarıyla Deccaliyet Amerika'dan İsrail'e taşınmıştır.


 DECCAL'IN NEREDE OLDUĞUNU MERAK EDİYORSANIZ DİKKATLE BİRDAHA İZLEYİN....

https://www.youtube.com/watch?v=48V4g9-jLSU


3/1)DECCALIN BEDENEN ORTAYA ÇIKMAYA BAŞLAMASI

Deccal'e Isfahan yahudilerinden yetmişbin yahudi tabi olur. Hepsinin üzerlerinde taylasan vardır.( 506/9, Hz. Enes RA) SUFYAN DECCAL Şarktan, Horasan'dan çıkar Ona kalkan yüzlüler tabi olur. (RE. 97/7,Hz. Ebubekir RA)
-MELHAME (BÜYÜK SAVAŞ) İLE İSTANBULUN FETHİ ARASINDA 6 SENE VARDIR . YEDİNCİ SENESİDE DECCAL ÇIKAR.
 (Taberani(20/108)



17 Eylül 2014 Çarşamba

CELALEDDİN SUYUTİ NİN TASNİFİNDEN MEHDİ HADİSLER AHİR ZAMAN MEHDİSİ’NİN ALAMETLERİ Müellifi: ALİ BİN HÜSAMEDDİN EL MUTTAKİ

GİRİŞ
Bismillahirrahmanirrahim

Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’ a ve sayısız selat-ü selam da Efdal-ül Beşer olan Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e ve O’nun Al-ü Ashabına olsun.
Ahmed İbni Hacer-i Mekki Hz.’nin “Beklenen Mehdi’nin alametleri” isimli eserindan sonra, Ali b. Hüsameddin el-Muttaki’nin dörtyüz yıl kadar önce telif ettiği “Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman” isimli kitabını da tercüme ederek yayınlıyoruz.
Bu eser, müellifi’nin ön sözünde  de belirttiği gibi, asrının müçtehidi, büyük islam alimi “Celaleddin es-Süyüti” Hz.’nin “Kitab-ül Arf’il Mehdi” ve “Cem’ül Cevami” ismindeki kitapları ile, “Ikdıddurer fi Ahbar-il Mehdiyyil muntazar” adındaki diğer bir eserden alınmış hadisi şeriflerle tasnif edilmiştir. Ayrıca “Hatime” kısmı ise yine Celaleddin es-Süyuti’nin “Kitab’ül Keşf an Mücavezeti Hazıhil Ümmeti el-Elf” risalesinden alınmıştır.

Bütün bu eserleri bir araya getiren “Ahir Zaman Mehdi’sinin Alametleri” adıyla neşrettiğimiz bu kitab, kanaatımızca, Hz. Mehdi konusunda yapılmış en geniş araştırma ve bir kaynak eserdir. Bu sebeple de, İmam Süyüti Hz.’nin “Kitab-ül Arf'il Verdi fi Ahbar’il Mehdi” isimli eserini ayrıca yayınlamayı gerek duymadık. Eserin orijinali İstanbul - Süleymaniye Kütüphanesinde el yazması olarak “Carullah 1494/3 sayfa 76-133” kaydında bulunmakta, ayrıca yine el yazması bir nüshası da Konya Kütüphanesinde bulunmaktadır.

Esas itibariyle kitab 13 bölüm ve bir Hatimeden teşekkül etmiştir. Fakat biz kitaptaki hadisi şerifleri yeniden bir tasnife tabi tutarak, hatime dahil 10 bölümde toplamış olduk. Bu şekilde, aynı konudaki hadisi şerifleri bir araya getirerek, mevzuun daha iyi anlaşılmasına yardımcı olduğumuz fikrindeyiz. Bu arada hadisi şerifleri numaralamak sureti ile eski bölüm ve o bölümdeki sıralarını belirtmiş olduk. Yalnız, geçmişte Mehdi’lik iddiasında bulunmuş olan kimseleri ve onların yanlışlığını belirten fetvaları ihtiva eden 12’nci ve 13’ncü bölümleri bu tercümeye dahil etmedik.

Bugün, pek çok kimse, artık kıyametin küçük alametlerinin neredeyse tamamlanmış ve büyük alametlerinin ise gelmekte olduğu kanaatında bulunmaktadır. Bilindiği gibi bunların başlama işareti de esas adı Abdullah oğlu Muhammed olan ve kendisini kısaca “Mehdi” denen zatın zuhurudur.
Peygamber (s.a.v.) tarafından, insanlık tarihinin en büyük fitnesi olarak belirtilen ve Tanrılık iddiasında bulunacak olan Deccal’in çıkışı ve arkasından Hz. İsa (as)’ın nüzul edip Kudüs civarında onu öldürmesi ve sonra Ye’cüc-Me’cüc istilası gibi büyük hadiseler hep, O’ndan sonra ve arka arkaya vukua gelmektedir.

Şimdiye kadar çok istismar edilmiş ve çok hassas olan bu konuda, hataya düşmek, kendisini iyi tanımak, sahtelerinden ve fitnelerinden korunmak ve gerekli tedbirleri alarak Allah ve Resulü (s.a.v.)’in yolunda bulunmak, ancak Allah’ın izni ve koruması ile ve bu husustaki en doğru ve sağlam bilgileri öğrenmekle mümkün olacağı kanaatındayız.
İşte içinde takriben bu mevzuda 300 hadisi şerifi bulunan “Ahir Zaman Mehdisi’sinin Alametleri” kitabını tercüme edip, müslüman kardeşlerimizin istifadesine sunarken, bizlere bu çalışmayı nasip eden Allah Teala’ya şükürler ediyor ve bizleri her türlü fitnelerden korumasını ve doğrularla ve Hak yolcuları ile birlikte kılmasını niyaz ediyoruz.
Dr. Suat ARUSAN
Nisan 1986-Manisa

Müellifin Önsöz’ü

Allah’ım Sen Hz. Muhammed (s.a.v.) ve O’nun Al’ine  merhamet et. Bize hakkı hak olarak göster ve ona uymayı nasibet. Batıl’ı da batıl olarak göster ve ondan sakınmayı bize nasibet.
Hamd yalnız Allah (c.c.)’adır. Yalnız O’na hamdeder, O’ndan yardım dileriz. O’na iman ederiz. Tevekkül O’nadır. Şehadet ederiz ki, Bir’dir, O’ndan başka ilah yoktur. Eşi ve benzeri yoktur. Yine şehadet ederiz ki, Hz. Muhammed (s.a.v.) O’nun kulu ve elçisidir. Allah (c.c.)’ın selam ve rahmeti O’nun Al ve ashabı ile peygamberlerinin üzerine olsun.
Kötü nefsimiz ve kötü amellerimizden Allah (c.c.)’a sığınırız. Allah (c.c.) kime hidayet ederse onu kimse saptıramaz, O’nun saptırdığına da kimse hidayet edemez.

Asrın müçtehidi olan Şeyhülislam Celaleddin Es-Süyuti’nin Kitab-ül Arf’il Verdi fi ahbar’il Mehdi ismindeki eserini okudum. Bu kitab, Hz. Mehdi hakkındaki hadisleri toplayıp biraraya getirmiş... Ancak bölüm bölüm ayırmamış. Ben bu hadisleri bölümlere ayırarak tasnif ettim. Ve yine İmam Suyuti’nin Cem’ül Cevami ismindeki kitabından bazı hadislerle, Ikdıddurer fi Ahbar’il Mehdiyy-il Muntazar adındaki diğer bir eserden aldığım değişik hadisleri de kitabıma ilave ettim.

Bu kitabım bir MUKADDİME, 13 BÖLÜM ve bir HATİME’den ibarettir.

I. BÖLÜM
HZ. MEHDİ'NİN GELİŞİ ve İDARESİ
1- KIYAMETTEN ÖNCE, MEHDİ'NİN MUHAKKAK GELECEĞİ
• Hz. Mehdi'nin muhakkak geleceği,
1.28--- Ebu Naim, Said’den tahric etti, O dedi, Peygamber (s.a.v) buyurdu: Ümmetim arasında Mehdi gelecektir. Ömrü, kısa olursa yedi, yoksa sekiz, yoksa dokuz sene. Ümmetim O'nun zamanında iyi ve kötünün benzeri ile nimetlenmediği bir nimetle nimetlenecek, sema üzerine bol yağmur yağdıracak, arz nebatından hiçbir şey saklamayacaktır.

1.37--- İbni Ebi Şeybe, Musannef isimli kitabında, Ebu Said-il Hudri’den tahric etti, O dedi, Resulüllah (s.a.v.) buyurdu: Benim ümmetimden Mehdi gelecektir. Eğer ömrü uzasa da kısalsa da, yedi, sekiz, yıl veya dokuz yıl, mülk sürecektir. Ve daha önce zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracaktır. Sema yağmurunu indirecek, yer bereketini çıkaracak, daha önce görülmemiş bir biçimde ümmetim O’nun zamanında rahata erecektir.

• Dünyadan bir gün bile kalsa Hz. Mehdi’nin idareyi ele alacağı

1.5--- Tirmizi, sahih diyerek Ebu Hureyre’den tahric etti, buyurdu ki: Eğer dünyadan bir gün bile kalsa, Allah, O, idareyi ele alıncaya kadar, o günü  uzatırdı.
1.13--- Hasen b. Süfyan ve Ebu Hureyre’den tahric ettiler ki: Eğer dünyadan bir gece bile kalsa, Allah onu uzatır ve Ehli Beytim’den birisini Melik kılardı.

1.46--- İbni Mace ve Ebu Naim, Ebu Hureyre’den tahric ettiler, O dedi, Peygamber (s.a.v.) buyurdu: Eğer dünyadan bir gün kalsa, Allah o günü uzatır ve Ehli Beytim’den birisini Melik kılar, O Kostantiniyyeyi ve Deylem dağlarını da feth eder.

1.43--- İmam Ahmed, Ebu Davud ve Hasen ve Sahih diyerek Tirmizi, İbni Mes’ud’dan tahric ettiler. O dedi, Paygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: Dünya, müslümanlara Ehli Beytimden bir adam, (Arab’a) Melik olana kadar, yıkılmayacak ve gitmeyecektir. O’nun ismi ismime uyacaktır.

• Hz. Mehdi’nin, beşinci olarak, yeryüzüne hakim olacağı

1.44--- İbni Cevzi, Tarih isimli eserinde İbni Abbas’dan tahriz etti, O dedi, Peygamber (s.a.v.) buyurdu: Yeryüzüne dört kişi malik olmuştur. İkisi mü’min, ikisi kafirdir. Mü’minler, Zülkarneyn ve Süleyman (a.s.), kafirler ise Nemrud ve Buhtunnasr’dır. Beşinci olarak Ehli Beytim’den birisi gelecek ve O da dünyaya malik olacaktır.
1.32--- Ebu Naim, İbni Mes’ud’dan tahric etti, O dedi, Resulüllah (s.a.v.) buyurdu: Dünyadan bir gece bile kalsa, Allah  o geceyi uzatır ve Ehli Beytim’den birisi gelerek dünyaya hakim olurdu. Onun adı adıma, babasının adı babamın adına uyar. Daha önce yeryüzü nasıl zulümle doluysa, O, onu adaletle doldurur. Malı seviye üzere taksim eder ve Allah bu ümmetin kalblerinde gına verir. Yedi veya dokuz sene kalır. Mehdi’den sonra, (Hz. İsa (a.s.)’ın kırk senelik devrinden sonra) artık hayat yaşamakta, bir hayır yoktur.



Allah O’nun Mehdinin eli ile Konstantiniyye’yi fethedecektir. Allah Teala O’nun elindeki Konstantiniyye’nin fethini müyesser kılar. ALEMLERİN RABBİNE HAMDOLSUN.BU GÜNLERİMİZE VESİLE OLANLARA SELAM OLSUN.İŞTE MARMARAYIN AÇILIŞI



Abdülmecidin hayal ettiği, Abdülhamidin projesini çizdiği ve Recep Tayyip

Erdoğanın gerçekleştirdiği  Marmarayın açılışı.

Peygamberimiz Marmaray'ın Hz Mehdi döneminde açılacağını hadislerde bildirmiştir
Marmarayın açılışı Mehdi'yi işaret ediyor
Asya ile Avrupa kıtaları arasında denizin altından kesintisiz ulaşımı sağlayacak dünyanın en büyük ve önemli projelerinden Marmaray dua ve tekbirlerle açıldı.


Allah O’nun Mehdinin eli ile Konstantiniyye’yi fethedecektir. Allah Teala O’nun elindeki Konstantiniyye’nin fethini müyesser kılar.
 (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 56)
-Mehdi Konstantiniyye’nin fethi sırasında sabah namazı için abdest alırken bir bayrak dikecek,
Deniz ikiye ayrılarak su kendiliğinden uzaklaşacak ve açılan yolu takip eden Hz.Mehdi karşı kıyıya geçecektir. 

(Kıyamet Alametleri, s. 181/ El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 57)   

Allah O’nun Mehdinin eli ile 
Konstantiniyye’yi fethedecektir.

ONUN KUMANDANLARI, İNSANLARIN EN HAYIRLISIDIR.

(El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 47)

Allah, KİMİN GÖĞSÜNÜ İSLAM'A AÇMIŞSA, artık O, RABBİNDEN BİR NUR ÜZERİNEDİR, (öyle) değil mi?...(Zümer Suresi, 22)


HZ. MEHDÎ'YE ZEMİN HAZIRLAYAN VE ONUN BAYRAKTARI OLAN O İNSANLAR,

HİÇBİR KİMSENİN KINAMASINDAN KORKMADAN, BÜTÜN DÜNYANIN HÜCUMLARINA RAĞMEN TAVİZSİZ BİR ŞEKİLDE ŞERİATI MUHAMMEDİYE'Yİ TATBİK ETTİKLERİ İÇİN MEMLEKETLERİNDEN ÇIKARILACAKLAR.

FAKAT O SÜFYANÎLER VEBİD'ATÇILAR 
ONLARIN ARKASINDAN,

O   M E M L E K E T T E   F A Z L A  

Ü L F E T   E D E M E Y E C E K L E R.

Başbakan dan Milyonları Ağlatan Dua Şiiri


İstanbul'un fethi
Hz. Mehdî'nin icraatlarından biri de İstanbul'u fethetmesidir. Bir rivayette ümmet-i Muhammed'in son emiri Ehl-i Beyt-i Nebevîden hüsn-ü sîret sahibi Mehdî'nin çıkacağı, Kayser şehrini fethedeceği, zamanında Deccalın çıkacağı ve Hz. İsa'nın gökten ineceğini bildirilir.
( Nuaym bir Hammad, Kitabü'l-Fiten, Varak: 59a.)

Hatta Resûlullah bu konu üzerinde öylesine önemle durmuştur ki, dünyanın sonuna bir gün bile kalsa Allah'ın o günü uzatıp Kostantıniyeye fethedeceğini bildirmiştir.( el-Bürhan, s. 74.)

Muhyiddin-i Arabî de, Mehdî'nin İstanbul şehrini Deccalın elinden kurtaracağı kaydeder.  (86. M. Arabî, Fütûhât-ı Mekkiye, s. 66.)

Rivayetlerde bu fethin harp etmeden, Lâ ilâhe illallah tekbirleriyle gerçekleşeceği de belirtilmektedir. Ki bundan fethin mânevî yönden gerçekleşeceğini anlıyoruz. ( Şârânî, Ölüm, Kıyamet, Âhiret ve Âhirzaman Alâmetleri, s. 445-446.)

Kayser şehri Kostantıniyye, yani İstanbul’un ilk fethinin Fatih Sultan Mehmed tarafından fethedildiğini, hadis-i şerifte de gerek kendisi ve gerekse askerlerinin medhedildiğini biliyoruz. Yukardaki hadiste ise bundan farklı bir yöne, yani İstanbul'un Deccalın çıktığı, Hz. Mehdî'nin indiği bir zamanda fethine dikkat çekilmiştir. Bundan bir zaman gelip İstanbul'un işgal edileceğini, fakat kurtarılacağını, ayrıca fısk u fesada gömüldüğü bir zamanda Hz. Mehdî'nin gelip onu mânen fethedeceğini çıkarabiliriz.



HZ. MEHDİ'NİN CEMAATİNDEN AYRILANLAR OLACAK. Ancak Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde, bu ayrılan kişilerin Hz. Mehdi cemaati için çok büyük bir hayır ve güzellik olduğu da bildirilmektedir.



Bu hak topluluk arasında gizlenen samimiyetsiz kişilerin ortaya çıkmasıyla, Allah'ın izniyle Hz. Mehdi cemaatinin birbirlerine bağlılığı daha da artacak, kötülerin ayrılması onları daha da kuvvetlendirecektir.

Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde, sayıca çok az olacak olan Hz. Mehdi cemaatinden ayrılanların olacağı bildirilmiştir. Bu da yine Allah'ın büyük bir mucizesidir. Bu kimseler Hz. Mehdi'yi çok yakından tanıdıkları, onun hadislerde bildirilen özelliklere sahip olduğuna ve yalnızca Hz. Mehdi'nin yapabileceği bildirilen faaliyetleri gerçekleştirdiğine yakından şahit oldukları halde onun yanından ayrılacaklardır. Demek ki halkın büyük çoğunluğu gibi, bu kadar yakından tanıma fırsatı elde eden bu insanlar da Hz. Mehdi'yi fark edemeyeceklerdir.

Hadislerde Hz. Mehdi'nin cemaatinden ayrılanlar olacağı şöyle bildirilmektedir:

... Zaman zaman o çetin görevi üstlenememek rahatlık meyli; can, mal, mevki korkusu gibi çeşitli sebeplerle kendisinden ayrılanlar olacaktır... (Ramuzü'l Ehadis, s. 476) (İbni Mace'den)

Hz. Muaviye b. Kirra (ra)'dan rivayet edilmistir:


Ümmetimden bir taife (topluluk) kıyamet kopuncaya kadar yardım görmekte devam eder. Kendilerini terk edenlerin ayrılmaları da onlara bir zarar vermez. (Ramuz El-Ehadis, s. 472) (Hz. Muaviye İbni Kırra (ra))

Ümmetimden bir taife, Allah'ın emri ile hareket etmekte devam eder. Onlar hak üzerinde oldukları halde, kıyamet kopana kadar kendilerini terk eden ve muhalefet eden kimsenin onlara bir zararı dokunmaz... (Hz. Muaviye, Ramuz-el Ehadis, s. 472)


Ancak Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde, bu ayrılan kişilerin Hz. Mehdi cemaati için çok büyük bir hayır ve güzellik olduğu da bildirilmektedir. Bu hak topluluk arasında gizlenen samimiyetsiz kişilerin ortaya çıkmasıyla, Allah'ın izniyle Hz. Mehdi cemaatinin birbirlerine bağlılığı daha da artacak, kötülerin ayrılması onları daha da kuvvetlendirecektir.

Kuran ayetlerinde her Müslüman topluluğunun içinde münafık zihniyette kimselerin olacağı bildirilmektedir. Bu kişiler iman edenlerle birlikte hareket eden, onlarla aynı inançlara sahip olduklarını iddia eden, ancak gerçekte samimiyetsiz olan kimselerdir. Allah rızası için yaşayan samimi iman sahiplerinin arasında, sanki onlardan gibi görünerek yaşayan bu kişiler, aslında salih müminlerden değildirler. Allah Kuran'da bu kişilerin durumunu şu şekilde haber vermektedir:

İnsanlardan öyleleri vardır ki: 

"Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik" derler; oysa inanmış değillerdir. (Sözde) Allah'ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değiller. Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını artırmıştır. Yalan söylemekte

15 Eylül 2014 Pazartesi

BEDİÜZZAMAN’DA KARDEŞLİK VE BİRLİK ÇAĞRISI : Aziz kardeşlerim, değerli davetliler.Hepinizi en kalbi duygularımla selâmlıyorum. Yüce Allah’ın (c.c.) rahmeti ve be­reketi üzerinize olsun. Bu güzel şehre ve bu hayırlı toplantıya hoşgeldiniz.













Dışardan gelenlerin bu muhteşem şehirden en iyi intibalar ve olumlu hislerle ayrılmalarını te­menni ediyorum
Bu güzel İstanbul, diğer kardeş İslâm şehirleri ile birlikte asırlarca İslâm varlığı, medeniyet ve kültürünün mübarek ve muhteşem bir merkezi olmuştur. İstanbul 4 asır İslâm Hilafetini bağrında koruyarak dünya Müslümanlarının birlik ve beraberliğinin sembolü haline gelmiştir. Bugünde 10 milyonu aşan Müslüman halkı ile, 1000’den fazla camisi ve göklere şehadet parmağı gibi uzanan minareleri, yüzlerce ifade edilebilecek İslâm, eğitim ve öğretim kuruluşları, kütüphaneleri, müzeleri sayısız İslâm eserleri ile bütün dünya Müslümanlarının kıvanç duyacakları bü­yük bir İslâm şehri olma hüviyetini geliştirerek devam etmektedir.

Bu hayırlı toplantının, 3. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu’nun, başarılı geçmesine dua ediyorum. Daha önceki senelerde yapılan 2. Uluslararası Toplantının başarılarla sonuçlanması, ilim adamları ve diğer iştirak ve ilgililer tarafından rağ­bet görmesi, bu yeni sempozyumun, tertip edilmesinde cesaret verici olmuştur. Bu sempozyumda çok sayıda ilim adamımızın tebliğleri, komisyon çalışmaları ve panellerde “20. Asırda İslâm Düşüncesinin Yeniden Yapılanması ve Bediüzzaman” merkez konusu etrafında ilmi fikirler ortaya konulacak, tartışmalar yapılacak ve faydalı sonuçlara ulaşılmaya gayret edilecektir. Neticenin müsbet olacağı kanaatine sahi­bim.

Bu ilmi toplantıda fikir, tahlil ve işaret ettiği hedefleri ele alacağımız Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri yaşadığı döneme, bugüne ve bütün açıklığı ile görülüyor ki geleceğe ışık tutmuş müstesna bir din âlimidir. Onun eserleri ve örnek hayatı bu­gün bütün tazeliği ve canlılığı ile önümüzde durmaktadır. Bediüzzaman Hazretleri­nin yaşadığı dönem sadece Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye’nin değil ve fakat bütün İslâm dünyasının en derin bir buhran içinde bulunduğu yıllara rastlamıştı. 18. asır İslâm ülkeleri ve milletleri için tam bir dağılma, parçalanma, çökme ve sonuçta Avrupa ülkelerinin fiili hakimiyeti altına girme gibi bir zulmet yüzyılı olmuştur. 20. asrın ilk çeyreğinde normal Türkiye ile birlikte bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar İslâm ülkeleri hariç, mağripten maşrıka ve oradan da Pasifik Okyanusuna ka­dar bütün İslâm toprakları ve halkları sömürgecilerin müstemlekesi ve esiri haline gelmişti.

İmam Ali nin bilinen diğer adlarından biri de İLİYA dır İmam Ali, Hıristiyanlara hitaben şöyle demiştir: “Ben diğer kutsal kitaplarda adına İlya denilen kişiyim.


İşte Rabbin büyük ve korkunç günü gelmeden önce, ben size İlyayı (Aliyi) göndereceğim, Oda babalarının yüreğini oğullara ve oğulların yüreğini babalara döndürecektirTevrat: Malaki, Bap 4, ayet: 4-5

Deccaliyet sistemi; yoğun bir biçimde ahlaksızlığa
 ( Homoseksüelliğe, Zinaya, Fuhuşa) Ateizme, Şeytana tapınmaya, tefecilik yapmaya, sarhoşluk verici maddeleri kullanmaya (Alkol ve Uyuşturucu), suç işlemeye, adaletsizliğe, işkenceye, kalem fitnesine (pornografik magazin vs), savaş çıkarmaya, Kıtlığa, Katliamlara, Tecavüze haddi hesabı olmayacak ölçüde acıya yol açar.

DECCAL büyük ölçüde Kıtlık, Deprem ve yıkım gücüne sahip olacaktır.
Bu Deccal sistemi elbetteki bizim bildiğimiz MASONLUKtur.

 Birleşmiş Milletlerdeki, AET’deki ve Britanya Parlemantosu’ndaki her mevki Mason olan kişiler tarafından ele geçirilmiştir. Masonluğun İngiltere ve Galler bölgesinde 700.000 civarında mensubu vardır.

 Bütün laik dünya (Yahudiler/ Hür Masonlar, Ateistler, Hristiyanlar, Hindular vb) Anti-Christ’in bayrağı altında İslam’a karşı birleşecekler. İslam, onunla bütün dünya egemenliği arasında duran tek güç olacak.


Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: En büyük savaş Konstantipolos’un ele geçirilmesi ve 7 aylık bir dönem içinde Deccal (Anti Christ)’in gelmesidir. (Sünen Ebu Davud, Bab 37, savaşlar, Kitab Al-Malahim, 4282)

Masonlar gizlice, JAHBULON olarak bilinen şeytan-tanrıya ibadet etmektedirler. 

DECCAL’den korkulabilir ancak, Son zafer Müslümanlara verilmiş bir sözdür. Ki bu şekilde her Deccal ve Deccal Komitesi öldürülecektir. Bütün yeryüzü eninde sonunda kafirlerden temizlenecektir.

Bu  Allahın Hz Mehdiye verdiği cennet sözüdür.



Hz.Mehdinin Süfyan'la mücadelesi : BİR RİVAYETTE İSE HZ. MEHDÎ'NİN SÜFYANLA İLGİLİ MÜCADELESİNE ŞÖYLE DİKKAT ÇEKİLİR: "Süfyanla Mehdî yarışa hazır iki at gibi ortaya çıkarlar. Kâh Süfyanî gâlip gelir, kâh Mehdî.

" (Nuaym bin Hammad, Kitabü'l-Fiten: Varak: 76a; et-Burhan, v. 92a.)
Hz.Mehdinin Süfyan'la mücadelesi

Hz. Mehdî, en büyük mücadelesini Hz. Ali'nin ifadesiyle İslâm'a, Kur'ân'a savaş açan, dinsiz, yalancı İslâm Deccal'ı Süfyan'a karşı verecek, mücadeleler sonucunda onu öldürecek, tahribatını tamir edecektir.

Süfyan münkir biridir. Allah'ı, Kur'ân'ı, peygamberi tanımaz, İslâm adına ne varsa hepsine karşıdır. Sistemli ve münafıkâne bir tarzda iş görür. İslâm'ın ana direkleri olan inanç esaslarını kaldırmaya, yok etmeye, zayıflatmaya çalışır.


Başka bir hadiste “ O süfyan büyük bir alimdir fakat ilmi ile delalete düşecektir.
Bir çok alim ona uyacaktır,O Müslümanların en aşağısı ve soysuzun biridir.Gerçekte bir gücü yoktur ama etkili hitabeti ile alimleri ve bir çok güçlü kişileriçevresine toplayacaktır.

"YEDİNCİ MESELE: "Rivayette var ki, "Süfyan büyük bir âlim olacak, ilimle dalâlete düşer. Ve çok âlimler ona tâbi olacaklar." Ve'l-ilmu indallah, bunun bir tevili şudur ki: Başka padişahlar gibi ya kuvvet ve kudret veya kabile ve aşiret veya cesaret ve servet gibi vasıta-i saltanat olmadığı halde, zekâvetiyle ve fenniyle ve siyasî ilmiyle o mevkii kazanır ve aklıyla çok âlimlerin akıllarını teshir eder, etrafında fetvacı yapar. Ve çok muallimleri kendine taraftar eder ve din derslerinden tecerrüt eden maarifi rehber edip tâmimine şiddetle çalışır, demektir."

(Şualar, Beşinci Şua, İkinci Makam.)

 "Hz. Mehdî'yi de devamlı tarassut altında tutar. Muhasarası üzerinden kalkmaz." (İs'afür-Rağıbîn'den naklen Tılsımlar, s. 212.)
Hadislerde Süfyan'ın tahribatına olduğu kadar Hz. Mehdî'nin onunla yapacağı mücadelelere de yer verilmiştir.

O Süfyan ki, Hz. Ali'nin belirttiğine göre büyük cüsseli biridir. Önce etrafını yakıp yıkacak, sonra da Doğu ülkelerini dolaşıp meliklerini mağlup edecektir. 
(ellşâa, li Eşrati's-Sâe, s.167,168.)

Onun büyük bir cüsseye sahip olması maddî ve siyasî gücünün fazlalığına işaret eder. Nitekim rivayetlerden âhirzamanda çıkacak şahısların fevkalâde iktidarları olduğu anlaşıldığını belirten Bediüzzaman bunu tevil ederken, o şahısların temsil ettikleri mânevî şahsiyetin büyüklüğünden kinaye olduğunu söyler ve bir zaman Rusya'ya mağlup eden Japon başkumandanının sûretinin, bir ayağının büyük Okyanusta, diğer ayağının da Port Artur kalesinde gösterildiğini, bu suretle şahs-ı mânevîsinin dehşetli büyüklüğü· nün, o şahsiyetin mümessillinde ve büyük heykellerinde ifade edildiğini anlatır. Fevkalâde ve harika iktidarları hakkında ise şu değerlendirmeyi yapar:

"Ekser icraatları tahribat ve müştehiyyat [nefsin hoşuna giden şeyler] olduğundan fevkalâde bir iktidar görünür, çünkü tahrip kolaydır. Bir kibrit bir köyü yakar. Müştehiyyat ise, nefisler taraftar olduğundan çabuk sirayet eder." (Şuâlar, s. 492.)

Mezhepleri tevhidi Saadet-i Ebediye'de Hz. Mehdî'nin mezhepleri kaldıracağı tarzında bir rivayete yer verilir.

 (Saadet-i Ebediye, s.1029.)



Acaba bundan maksat ne olabilir?

Herhalde bununla anlatılmak istenen Resûlullah dönemine dönüş olsa gerektir. Çünkü onun zamanında mezhepler yoktu. Bugün ise bu mezheplerin birleştirilmesi şeklinde düşünülebilir.

Bunun nasıl mümkün olabileceği ise ayrıca üzerinde durulması gereken bir husustur. Sözler' de yer verilen şu husus bu konuda bize ışık tutmaktadır. Orada anlatıldığına göre, önceden asırlara göre şeriatlar değiştiği, hatta aynı asırda kavimlere göre bile ayrı ayrı şeriatlar geldiği halde Resûlullah'ın Şeriatı her asra kâfi gelecek, bütün insanlık aynı dersi alabilecek, bir tek muallimi dinleyebilecek, bir tek şeriatla amel edebilecek bir özellikte gönderildiği için muhtelif şeriatlara ihtiyaç kalmamıştır.

 Ancak insanlık bütünüyle aynı seviyeye gelmediği ve aynı sosyal hayatı koruyamadığı için teferruatta bir derece ayrı ayrı mezheplere ihtiyaç duyulmuştur. Ne zaman ki çoğu insan yüksek bir okulun talebesi gibi, bir sosyal hayat tarzı içerisine girer, bir seviyeye gelirse o zaman mezhepler birleştirilebilir. (Sözler, s. 447.)


Şu halde Hz. Mehdî zamanında insanlık bir yüksek okulun talebeleri gibi bir fikrî ve kültürel yapıya kavuşacak, aynı sosyal hayat tarzını paylaşacak hale gelecek, dolayısıyla da ayrı ayrı mezheplere ihtiyaç kalmayacak, tek bir hukuk sistemi Müslümanların ihtiyacına cevap verecektir.


Cübbeli Hz. Mehdi mezhepleri kaldıracak



4. Mehdi Hz İsa Bolluk ve bereket : Îmanın hükmettiği bir dünyada neler olabileceğini gözünüzde bir canlandırın. Orada çalışkanlık, gayret, faaliyet, fedakârlık, cömertlik, daha ne kadar güzel huylar varsa hepsi birden yeşerecektir.



İman güzel meyveler veren nuranî bir ağaç değil midir?
İşte Hz.İsa Mesih Mehdî zamanında Asr-ı Saadette olduğu gibi küllenmiş duygular birer birer tomurcuklanacak, çiçek açacaklardır. Bu huzur ve sulh döneminin en göze çarpan özelliklerinden biri de rivayetlerde belirtildiğine göre gözle görülecek derecede bolluk ve berekettir.
 (el-Havî li'l-Fetâvâ, s. 67, 68; Rahbavî, Kıyamet Alâmetleri, s.162,163.)



Ahirzamanda geleceği bildirilen halife-ki malı sayılamayacak derecede taksim edecekEbû Davud'daki ifade ise şöyledir: "Âhirzamanda bir halife gelir de malı avuç avuç verir, verdiği malı saymaz." (Ebû Davud, Kitap: 34.)


Ebû Saidi'l-Hudrî'den rivayete edilen bir hadis-i şerifte ise dönemindeki bolluk ve refahtan söz edilirken şöyle buyurulur:


 "Benim ümmetim onun döneminde öylesine bir refaha ulaşacak ki o güne kadar benzerine asla rastlanmamıştır. O kadar ki yer ürünlerini verir, insanlardan hiçbir şey saklamaz, mal da o gün çok birikir. Adam kalkıp, 'Ey Mehdî, bana ver!" dediğinde, Mehdî de 'Al!' der." (İbni Mâce Kitabü'1Fiten: 34 (H. 4083.)

Batılılarca kaleme alınan İslâm Ansiklopedisinde de, Macdonald'ın, Hz. Mehdî zamanındaki bu bolluğu şöyle anlattığını görüyoruz:

"Müslümanlar onun şeriatını takip ederek, benzerini aslâ gönderdikleri bir refaha erişeceklerdir. 

Yer bütün meyvelerini verecek ve gökler yağmurlarını boşaltacak bu zamanda gümüş para ayaklar altına alınacak, hesap bile edilmeyecektir. Bir kimse her kalkışında 'Ey Mehdî! Bana ver!' diyecek, o da, 'Al!' cevabını verecektir.

 Elbisesinin eteği taşıyabileceği her şeyi adamın önüne dökecektir." Bunu Müslim-i Şerifin rivayet ettiği şu hadis-i şerif desteklemektedir: 'Ümmetim kaybolmaya yaklaşınca saymaksızın servetler saçan bir halife gelecektir." (Macdonald, İslâm Ansiklopedisi, 7:478.)

Mehdi Üzerine Şaban DÖĞEN


Hz Mehdinin Fazileti : Hz. Ali'den gelen bir rivayette, Hz. Mehdî ve askerlerinin faziletleriyle ilgili olarak şöyle denilir: "Selef onları geçemediği gibi halef de onlara ulaşamaz.

Hz. Mehdî'nin talebeleri fazilet yönünden o kadar ilerdedirler ki, Sahabeden sonra ilk sırayı alırlar.

Hz. Hüseyin'e Hz. Mehdî'nin ne ile tanınacağı sorulduğunda "Sekîne ve vakan, helal ve haramı bilmesi, insanların kendisine muhtaç olup onun kimseye muhtaç olmamasıyla tanınır.

Bir gün Avf bin Malik'e Allah Resulü "Çok karanlıklı ve şiddetli bir kısım fitneler gelir. Derken fitneler birbirlerini takip eder. O kadar ki bu Ehl-i Beytimden Mehdî denilen bir zât çıkıncaya kadar devam eder. Sen ona ulaştığında tabi ol ki hidayette olanlardan olasın." el-Havî, 2:67, 68; el-Burhan, v. 87a. buyurmuşlardı.

Şüphesiz böyle dönemler mânevî kurtarıcıların dört gözle beklediği dönemlerdir. Böyle bir anda ahirzamanın beklenen şahsı Hz. Mehdî geleceğine göre ona bîat etmenin, katılmanın önemi tartışılmaz. Resûl-ü Ekrem de (a.s.m.) ümmetini buna teşvik ederek, "Sizden kim o güne yetişirse karlar üzerinde emekleyerek de olsa ona katılsın." (İbni Mâce, Kitabü'l-Fiten: 36, Bub: 33, 34. H. 4082, 4084; Müstedrek, 4:465.; Kitabü'n-Nihaye,1:28-29) buyurmuşlardır.

DEVAMI :