1 Kasım 2014 Cumartesi

Cin-Şeytanlar Aramızda : Uzaylı palavrası'' İblis'in Kadim Planı"nda yer alan ve insanları kandırmak ve Dünya'yı ele geçirme için kullandığı ''taktik yalanlar''dan birisidir.



Eski versiyonu 80'lerde yayınlanmış olan dizi, yakın zamanda Amerikan ''abc'' kanalı ve Warner Bross işbirliği ile tekrar çekilen yeni versiyonu ile gündeme geldi. Türkiye'de de gösterimde olan dizinin şimdiden birçok fanatiği bulunmaktadır.

''Uzaylı palavrası'', "İblis'in Kadim Planı"nda yer alan ve insanları kandırmak ve Dünya'yı ele geçirme için kullandığı ''taktik yalanlar''dan birisidir. Bu ''yalan propagandalar''ı; 80'li yıllardan beri yaptırdığı filmlerde kullanarak, insanlarda bir nevi ''uzaylı bilinç-altı'' oluşturmayı başarmıştır. Dizi, şu anda dünyada; 12 ayrı ülkede aynı anda gösterilmektedir. Dizinin yönetmenliği, Yves Simoneau'a; senaryosu ise Scott Peters'a aittir.

Dizi, İblis'in planı ile ilgili taktik bilgiler içermesi bakımından önemlidir. ''Yaklaşan Saat'' yaklaşırken; İblis de; ''insanlığa harmonik yakınsama'' diye adlandırdığı ''dünya insanlığını ele geçirme operasyonu''nu hızlandırmaktadır.

Şu ana kadar yaptığımız yorum ve analizlerle çok açık bir şekilde ortaya koyduğumuz gibi; ''uzaylı edebiyatı'' büyük bir yalandır. Şeytanlar, bugün olduğu kadar, geçmişte de birçok farklı formlara girerek insanlarla iletişim kurmuşlardır. Allah'tan gelen uyarılara ve uyarıcılara kapalı olan insanoğlu; bu yalancı-oyuncuların tuzaklarına ve övgülerine tarih boyunca kapılmışlardır




Bugün ortaya konan senaryo; büyük bir senaryodur. Geçmişteki oyunlar, bu "Büyük Senaryo"nun hem bir parçası ve hem de bir hazırlığıdır. İblis, yardımcıları ve ordusuyla birlikte; binlerce yıldan beri bu ''Son Final''e hazırlanmaktadır. Bu aynı zamanda, insanlığın yönetimini geçici bir süre de olsa ele geçirmek ve bir Deccal (Mesih) çıkarma planıdır. Geçmişte olduğu gibi bugün de "insanların korkuları" kullanılmaktadır. Ancak geçmişte olmadığı kadar insanlar, ''sen tanrısın!'' şeytani övgüsüyle ''kibirleri okşanarak'' yüceltilmekte ve şaşırtılmaktadır. Bu sefer, korkulan ya da memnun edilmesi gereken bir Mısır, Sümer, Yunan veya Roma tanrısı (şeytanı) yerine, "süper güçlü teknolojik uzaylılar" var sahnede. İnsanları, kendilerinden daha güçlü ve dünyayı ele geçirmek isteyen uzaylılara karşı, sevgi dolu uzaylıların kanatları altına çağıran basit bir senaryo... Kötü adamlardan koruyan, sevgi(!) dolu iyi adamlar ve bilinen senaryo...

Ancak nasıl oluyor da insanoğlu, ''tüm gücün ve enerjinin'' sadece ve sadece Sonsuz Güç Sahibi Allah'a ait olduğunu unutuyor? Tek sakınılacak, korkulardan emin kılacak olanın sadece ve sadece Allah olduğunu unutuyor; kendilerine bile faydası olmayan uzaylılara (şeytanlara) bel bağlıyor? Nasıl oluyor da insan, tüm bu ''uzaylı masalı''nın arkasında, geçmişten beri büyük dinlerde söz edilen ''cin-şeytanlar'' olabileceğini bir an bile düşünmüyor? En ufak bir şüphe bile izhar etmiyor? İblis ve korosu; insanların gözünün içine baka baka bu senaryoları hazırlatıyor; büyük bir beğeni ile seyircilere sunuyor ve alkış topluyor!





FİLMİN ANALİZİ

1- Filmde "iyi ve kötü uzaylı" olarak lanse edilenlerin tamamı; gerçekte sürekli ifade ettiğimiz gibi "cin-şeytanlar"dır.

Başından beri açıkladığımız İblis'in; "kötü uzaylılar dünyayı ele geçirecek, sizi seven iyi uzaylılarla işbirliği yapın" taktiği; bu filmle açıkça işleniyor. Baş şeytan İblis, insanlığı adeta çocuk yerine koyarak kandırmaya çalışıyor. Türk filmindeki kötü adamın elinden kızı kurtaran iyi adam (kahraman), kıza bir şekilde sahip olur. Gerçekte senaryo bu kadar basit. Ancak ABD film teknolojisi, şeytanca insan duygularıyla oynamalar ve çağın cehaleti, İblis imzalı filmleri, oldukça etkin hale getirebiliyor.

2- Filmdeki ana karakterlerden Anna, uzaylıların (cin-şeytanların) lideri olarak "İblis'in yardımcısı baş şeytanlardan birisi"dir. İblis ve yardımcıları baş şeytanlar, antik çağlardan beri; Mısır, Sümer, Yunan ve Roma tanrısı olarak dişi formlara girmişlerdir. Burada da dişi bir form kullanmaktadırlar.

Tyler, filmde Anna'nın kızı Lisa ile ilişkisi olan gençtir. Anna, Tyler'ı ilerideki amaçlarına uygun olarak kullanmak üzere, kızı Lisa'dan onu etkileyip kontrolü altına almasını ister. Lisa, Anna'nın kızı yahut değil, erkekleri baştan çıkaran emrindeki dişi bir şeytandır. Tyler gerçekte daha önce DNA'sına şeytanlar tarafından müdahale edilmiş bir "yıldız tohumu"dur. Yani "uzaylı (şeytan) tohumu. Anna, kızı Lisa ile Tyler'ın birlikte olması sonucu insan-şeytan karışımı bir çocuk elde etmek ister. Lisa ileride bunu kabul etmeyince, Anna'nın bir başka çocuğu Lisa kılığında Tyler ile birlikte olur ve bu amacı gerçekleştirir. İşi biten Tyler ise öldürülür. Doğan çocuk ise muhtemelen şeytan-insan karışımı olan Deccal (Mesih)'dir. Mesih, şeytanlar tarafından, çıkacağı güne kadar hazırlanacaktır.

Bu durum, Mesih Deccal konusundaki bir teoriye uygun düşmektedir. Bu teoriye göre; Deccal; uzun süre çocuğu olmayan bir Yahudi anneden doğmuştur. Ve cin-şeytanların antik yurdu Lemurya'nın merkezi olan Solomon adalarındaki dağ silsilesinin yer altı mağaralarında, çıkacağı güne hazırlanmaktadır.




3- Ryan, bugün insanlar arasında iyi uzaylı yahut melek rolünde faaliyet gösteren "ışık işçileri ordusu"nu oluşturan İblis'in(Anna'nın) askerlerinden birisidir. Şu an dünyanın her tarafında medyumlar aracılığıyla sürdürülen bu faaliyet; bir anlamda 5. Kol çalışmasıdır. İblis, gerçekte de ordusunu ikiye ayırmıştır. Sağ kolunu oluşturan iyi uzaylılar(!) ya da melekler(!)in görevi; dünyadaki kötü hakim güçleri ve onların işbirlikçisi olan kötü uzaylılara karşı mücadele ediyor görünerek; dünya insanlığını; barış, kardeşlik, eşitlik, sevgi gibi masonik sloganlarla yönlendirip kontrol altına almak. Sol koluyla da; yani ordusunun diğer bir kısmıyla da; her türlü kötülüğü, vahşeti, vampirliği, korkuyu yaymak; hakim Küresel Güçler'in şeytani planlarını desteklemek. Sonuç: İpleri kendi elinde olan iyilerle-kötülerin kavgası; iyilerin(!) zaferiyle sonuçlanırken; insanlığın yönetimi İblis'in kendi elinde, yani Mesih Deccal'in elinde olacak.

4- Ryan, Valerie isimli bir çocuğu olmayan kadınla ilişki kurar, onu hamile bırakır. Ona, doğruyu söylemez; sözde çok değer veriyor ve çok seviyor. Şeytanların en büyük yalanı, sevgidir. İnsandan, İblis gibi nefret ederler; insanda var olan sevgi potansiyelini kullanarak; onu yönlendirirler. Burada da sevgi dolu(!) iyilik sever Ryan'ın durumu farklı değildir. Doğacak olan çocuk, bir insan-uzaylı (şeytan) karışımıdır.

5- Filmde Anna, adeta enerji kaynağıdır ve sözde saadet vermektedir. Emrindeki cin-şeytanlara seslendiğinde; enerji yükleniyorlar ve huşu duyuyorlar. Bu, hırsız İblis'in, Allah'dan çaldığı ve taklit ettiği sayısız "kavram"dan birisidir. Melekler, Allah sevgisiyle beslenir ve Allah seslendiğinde huşu içinde ve saygıdan titreyerek onu dinlerler. İblis'in köleleri olan şeytanlar, İblis korkusuna dayanan köleliklerinde, gerçek sevgiden mahrum ve robotlaşmış mahluklardır.

6- Filmde uzaylı kılığındaki cin-şeytanların en önemli özelliği duygusuz olmalarıdır. Hatta aralarında insanlarla işbirliği yapanları tespit etmek için duygu testine başvururlar. Duygusuz olmak, şeytan olma kriteri olarak verilmiştir filmde. Yapılan duygu testine tepki verenler, insanlara benzemiş olup, onlarla işbirliği içerisindeki hainlerdir. Gösterilen katliam ve felaket gibi görüntülere karşı hiçbir acıma ya da üzülme gibi tepki vermeyenlerin ise şeytanlığı kanıtlanmış oluyor. Burada verilen şeytanların sevgisiz-duygusuz olması bir gerçektir. İblis; adeta insanların gözüne bakarak; alay edercesine; bu gerçeği itiraf ediyor. Uzaylı yalancıların iyisi de, kötüsü de; duygu-acıma hisleri körelmiş, sevgisiz-katı kalpli mahluklardır. Şeytanların her biri gönderildikleri insanı saptırmak için İblis tarafından görevlendirilmiş olup, aynı zamanda onun robotlaşmış-duygusuz köleleridir.

7- Filmde cin-şeytanlar, dünya devletlerinin liderleri ile irtibatlıdır ve görüşmeler yapmaktadır. Bunun gerçek dünyada da böyle olduğu açıktır. Küresel efendiler, uzaylılarla (cin-şeytanlarla) işbirliği arayışı içindedirler. Buna ait sayısız kanıt bulunmaktadır. Ayrıca bu gerçeği İblisin sağ kolu; iyi uzaylılar(!) da, celselerinde medyumlar aracılığıyla sık sık dile getirmektedirler. İblis, gerçek hayatta; bir taraftan iyi uzaylıların, insanların beyinlerini yıkama ve kandırma çalışmalarını yönetirken; diğer taraftan Lucifer şapkasıyla; Uzaylı-Küresel Güç ilişkisini koordine etmektedir. Cin-şeytanların bir üst boyutta bulunmaları; onlara bu tarz avantajlar sağlamakta; insanların cehaletinden kolayca yararlanmaktadırlar. Concordia, kırmızı gökyüzü, mavi enerji gibi unsurlar filmde basit korkutma yalanları olarak kullanılırken insanların bilinç altında bir uzaylı istilası fikri oluşturuluyor.





SONUÇ

1) "Yeni Ziyaretçiler" dizisi, birçok gerçek kırıntısı ve ters yüz edilmiş gerçek içermesine rağmen; son derece korkutucu kaba ve açık bir propaganda yapmaktadır. Verilen mesaj şudur: Uzaylılar, ruhsuz-vahşi ve teknolojik olarak insanlıktan çok üstün istilacılardır, onlardan korkun, tir tir titreyin ki kurtarıcınız Mesih Deccal geldiğinde ona sığınasınız.

2) Uzaylı tohumuyla İnsanlardan "ruhsuz bir nesil" üretmek, tıpkı Atlantis'teki Ye'cuc-Me'cuc gibi... Gerçkte ruhsuz olan hiçbir varlık yoktur. İnsan, cin, hayvan, bitki ve maddenin elbette boyutları farklı ruhları vardır. Ancak kişi; insan veya cin kafirleşip-şeytanlaştıkça; nefsinin kölesi olur; zulmün, acımasızlığın ve vahşetin adamı olur. Şeytanlar da ruhsuz değil; adeta ruhları minimize edilmiş; nefis ve kibirleri maksimize edilmiş azgın varlıklardır.

3) Özellikle kötü uzaylı rolü verilmiş şeytanlar, vampirleştirilerek "korku-dehşet", "çaresizlik" pompalanıyor ve Mesih beklentisi kamçılanıyor. Kötü uzaylılar, daha da vahşi-canavar-korkutucu olarak tasvir edilecek ki; dünya insanın şuur-altı korkuları, onu, "kurtarıcı Mesih"in sevgi(!) dolu kucağına sevk etsin. Bunu teyit edecek- güçlendirecek şekilde önümüzdeki günlerde muhtemelen; şeytani vampir görüntüleri ve eylemler, şeytan çarpmalar, insanları korkutacak her türlü şeytani saldırılar, kötü uzaylı maskesiyle sahneye konulacak; kaos-kargaşa yaygınlaştırılacaktır.


DEVAMI:

İblis'in adamları, önümüzdeki günlerde "musallat olanlar" yahut "müdahaleciler" denen şeytan taifesiyle insanların zaaflarına yüklenerek; insanlara acayip işler yaptıracak ve insanlar "bunu ben nasıl yaptım?" diye şaşıp kalacaklardır. Koskoca İMF başkanının düştüğü cinnet durumu ve bu durumdan vazife çıkaran küresel rakiplerin muamelesi, oldukça manidar ve ibretlidir.

4) Bütün bu olayların dünyada maksimum yaptığı bir zamanda Mesih-i Deccal teşrif edecek ve onun sihirli sözleriyle tüm bu muvaza "şeytani kaos" ortadan kalkacak; insanlar ve kötü uzaylılar(!), vampirler(!) normalleşecek, her tarafta aldatıcı şeytani sevgi egemen olacak ve Mesih-i Deccal, İsa diye onaylanacak. İblis'in sağ kolu olan "ışık işçileri ordusu"yla şişirilen sevgi, barış, kardeşlik balonları uçurulacak ve "sahte altın çağ" başlatılacaktır.

"Ziyaretçiler" benzeri tüm bu filmlerin asıl amacı, yukarıda ifade ettiğimiz hedefi gerçekleştirmeye yönelik propaganda, beyin yıkama ve insanlığın bilinç-altını hazırlamaktır. Bugün dünya hakimiyeti için savaşan "yıldız aileler", o gün Deccal'in eteklerini öpmek için sıraya gireceklerdir. Bugün bu filmlerin yapılmasına aracılık eden "küresel güç ve finans efendileri", o gün Sonsuz Yüce Allah'a ihanet etmenin bedelini İblis'e teslim olmakla ağır ödeyeceklerdir.



Ülkeler de her güzel işi sabote edecek milyonlarca Mangurt yetiştirildi...



Size Biyolojik Soykırım Ve FEMA Kamplarıyla Yokedilme Planları Uyguluyorlar!

Siz Ölmüş Koyun Değilsiniz, Ey Insan Silkelen ve Allah'a Yönünü Çevir! Ad ve Semud Kavminin Helâk Sebeplerinden Arın ve Temizlen!!

Edward Snowden, hükümetin Chemtrail Spreyler için Monsanto firması ile anlaştığını açıkladı. Monsanto, tüm tohumların kontrolünü sağlamak isteyen, GDO'yu yayan ve teknoloji konusunda Microsoft ile ortak hareket eden, Biyolojik Soykırım, Biyolojik Silah kelimeleriyle özdeşleşmiş bir firmadır.

İlaçlar satılsın diye domuz olmayan yerde domuz gribi, insanlar dağlara çıkmaktan korksun, teröristler rahat dolaşsın diye kene olmayan yerde kırım kongo kanamalı ateşi, evde beslenen tavukları azaltıp insanları fabrikasyon tavuklara bağımlı yapmak için kuş gribi, Türkiye'nin imajı bozulsun, et sektörü karışsın diye deli dana hastalığı vb birçok hastalık ve rahatsızlığın bu spreylerden geldiğini, bu spreylerin içinde çeşitli üretilmiş virüsler olduğunu bilmeyenler için bir kez daha belirtiriz.

Chemtrail Spreyler, bazı yerlerde Morgellon isminde nano-teknolojik, fiber optik bir veba hastalığına neden olan parazit oluşturmaktadır. İplik gibi bir şekli olan parazit, dolaştığı deride yanık izi yada mutasyona benzeyen ciddi tahribatlara yol açmaktadır.

Yeryüzündeki oksijen miktarını azalttığı için yerkürede, adeta hapşırmak isteyipte bir türlü hapşıramayan bir insanın nefes darlığı etkisini göstermekte, bu da depremlerin şiddetini ve süresini arttırmaktadır.

Bu kimyasal böcek ilacı, kanserojen ve kimyasal toksin olduğundan, EPA tarafından 1983 yılında yasaklanmıştır. Bugün geliştirilmiş, kısa ve uzun dönemde, çok daha çeşitli rahatsızlık ve hastalıklara neden olabilecek kadar etkili hale getirilmiştir.

Ve siz beyin kontrolüne maruz kalabilirsiniz, akıl tutulması yaşayanlardan ta olabilirsiniz.... Kendinizi koruma altına alınız.... Dua ve ibadet çok önemlidir. Yoksa bir çok şeye maruz kalmamanız için hiç bir sebep yoktur...
Mesela David Rothschild’ın torunu Erin Rothschild da Uzaylıların aslında Cinlerin maskesi olduğunu söylüyor ve Bir röportajında, evinden kaçtıktan sonra ailesinin işkencelerle dolu hayatından ve gizli operasyonlarından bahseden David Rothschild’ın torunu Erin Rothschild da Uzaylıların aslında Cinlerin maskesi olduğunu açık ve net olarak ifade etmiştir...

CİNLER İNSANLARI NASIL ALDATIR

Cinler hipnotizma ve trans esnasında, büyü için kullanıldıklarında, Ruh (Cin) çağırma seanslarında, Uzaylı kılığında insanla temasa geçtiklerinde insanlara musallat olabilirler. Bedenimizi beyin vasıtasıyla yöneten ruhu, bedeni veya bir rahatsızlık esnasında (loğusalık anında, çok sinirli, öfkeli olduğumuz, aşırı duyarlı, hissi olduğumuz anlarda, geceleri aşırı çıplak olduğumuz anlarda), beynin yönetiminden uzaklaştırıp vücudun yönetim merkezini (beyni) ele geçirmesi ile Cin çarpması veya Cinin musallat olması gibi olaylar gerçekleşir.


YENİ DÜNYA DÜZENİ İÇİN SON KAOS: SAHTE UFO İSTİLASI



* Yeni Dünya Düzeni İçin Son Kaos: Sahte Ufo İstilası.
* Büyük Oyun: Uzaylılar, Cinlerin Maskesi.
* Yecüc-Mecüc, Uzaylı Değil.

Yahudiler, hologramlarla oluşturulmuş sahte bir Ufo istilası sonrasında tek devletin hüküm süreceği Yeni Dünya Düzeni’ne geçmek istiyorlar.

”Yeni Dünya Düzeni için bir kaosa ihtiyaç vardır. Bu kaos, istenilen zamanda gelecektir. Ve geldiğinde insanlar, Yeni Dünya Düzeni’ne katılmaya mecbur kalacaklardır.” David Rockefeller

Bilinçaltı oluşturma çalışmaları kapsamındaki bazı videolar, daha çok video ve habere Maranki.com, video.maranki.com danda ulaşabilirsiniz:



BÜYÜK OYUN: UZAYLILAR, CİNLERİN MASKESİ

Uzaylı diye gösterdikleri varlıklar Cinlere çok benzemekte, bu da Cinlerin kamufle olmalarını sağlamakta. Cinleri kamufle etmekteki amaçları, Mavi Işın Projesi (BlueBeam) kapsamında, Hologramlar şeklindeki sahte Ufo istilasıyla dünyayı ele geçirme planlarında Cinlerin kendilerine kusursuz bir şekilde yardım edebilmelerini sağlamaktır.Ufo ve Uzaylı Diye Birşey Yok



YECÜC-MECÜC, UZAYLI DEĞİL.

Yecüc-Mecüc, Nuh Tufanı sırasında yeraltı şehirlerine ve mağaralara gizlenen, karaların çökmesi sonucu yeraltında kalan, Yaklaşansaat'e kadar çoğalacak ve zamanı geldiğinde ortaya çıkarak Deccal'e tabi olanları ortadan kaldıracak, insan etiyle beslenen, Kuran'da sözedilen, Zülkarneyn As'ın iki dağ arasına set çekip bozgunculuklarını durdurduğu, Hadis-i Şerif'e göre kalkan yüzlü ve çekik gözlü olan Moğollara benzeyen ve Moğol tarafından çıkacak olan Dev ve Cücelerdir.

Yaklaşansaat terimi, Tevrat (Eski Ahit)'ta pek çok yerde geçmektedir. Kuran'da Kıyamet Saati olarak söz edilir.

Yecüc-Mecüc'ün ortaya çıkması, Kıyamet'in 10 Büyük Alameti'nden biridir, Hakiki Müslümanların lehine olan bir vakadır.

Misyonerlerin iddialarına göre, Yecüc-Mecüc Uzaylı, başka bir gezegende ve üzerlerine gaz kütlesi şeklinde bir set çekilmiş durumda.

HAARP depremlerinin bazılarının amacı Yaklaşansaat yani Kıyamet Saati'nden önce yeraltındaki Yecüc-Mecüc'ü ortaya çıkararak onları Deccal'e tabi etmek. Belki bir parça bunu başarabilirler, ancak hepsini ortaya çıkarabilmeleri mümkün değil, Allah'ın vaadi kesindir, Allah'a karşı gelmenin bir işe yaramayacağını çok acı bir şekilde anlayacaklar.
Yecüc-Mecüc yani Devler ve Cüceler için Yüzüklerin Efendisi filmindeki Orklar, Hobbitler ve Elfler diyebiliriz.

Bu Yahudilerin Ork takıntısı nerden geliyor söyleyelim, Yecüc-Mecüc yani Orklar yeraltından ortaya çıktıklarında bunları yok edecek, bunu bildiklerinden şimdiden Filmlerle ve Oyunlarla Orklara karşı bilinç oluşturmaya çalışıyorlar, bir yandan da Yaklaşansaat'ten önce ortaya çıkarıp onlara hakim olma gibi bir düşünceleri var, bunu başaracaklarına tam olarak inansalar Orkların aleyhinde Filmler ve Oyunlar yapmazlar.

* Türkiye ve Dünya'nın en büyük problemi FEMA Kampları Yani #mangurtlaştırılmaKampları dır...

Kuzey Amerika'da 800 adet FEMA toplama kampı vardır.


Türkiye'de İzmir-Çiğli'de toplama kampları tespit edilmiştir, Ankara, Gaziantep, Van, Kayseri, Kırklareli ve Erzurum'da da yapılıyor. Her kampın maliyeti 100 (yüz) milyon dolar, on tane yapsalar bir milyar dolar tutar ve bu ekonomik krizde bu maliyeti sadece "Afrikalı göçmenler (Muhalefetin tezi ise Suriyeliler) için yaptıklarını" söylemeleri akıl dışı.

İsrail, Almanya'da Naziliğin olduğu yıllarda, sonradan Yahudi olan kişilere gösterdiği muameleyi, bu kez Yahudi olmayan milyarlarca kişiye uygulamayı, bu sayede dünyaya hakim olmayı planlıyor.

Planlarına göre öncelikle Sahte Ufo İstilası yapacaklar, tüm dünyada olağanüstü hal ilan edilecek ve askerler yönetimi devralıcak, ufo ve uzaylılardan korkan insanları Nazilerdeki gibi toplama kamplarına gönderecekler, oraya gitmek istemeyenleri ise zorlayacaklar, amaç Rehber Taşları'ndaki 10 emirden ilkini gerçekleştirerek dünya nüfusunu 500 milyonun altına indirmek ve bu şekilde Deccal gelmeden önce İsrail'in dünyaya tamamen hakim olmasını sağlamak.

* Fema Toplama Kampları Projesi'ni gerçekleştirmek için, Zombi Projesi tatbikatlarıyla hazırlıklarını tamamladılar.

Bu sene Hz Nuh'un filmini yaptılar, Toplama Kampları için bilinçaltı oluşturuyorlar.

Sahte Ufo İstilası sırasında ikna etmek için düşük frekanslı radyo dalgaları gönderecekler, daha önce bilgisi olmayanlar inanıcak ve bu kamplara sığınmayı isteyecek, istemeyenlerse zorlanıcak.

2016'da Hz Mehdi'nin geleceğini düşündüklerinden, bu süreci hızlandırabilirler.

Türkiye için öncelikli hedef kuraklık, susuzluk, zam rekorları, işsizlik ve toplumsal hareketlenmeler. 

Ardından Büyük Marmara Depremi gibi yurdun birçok bölgesinde büyük depremler.

Ardından 500 bin kişilik askerinin olduğunu tüm dünyaya ilan eden, İstanbul ve Türkiye'yi alacağız diyen IŞİD 

50 bin kişi olmasını istediği PKK'nın Türkiye'ye saldırıları.

1990'da ilk kez Yeni Dünya Düzeni'nden bahsedildi, 

2001'de 11 Eylül Mega Ritüeli gerçekleşti,

2012'de Londra Olimpiyatları'nda bu düzenin Sionist düzen olacağı belirtildi,

2023'te Deccal bekleniyor. Dikkat ederseniz her bir önemli olayın arasında 11 yıl fark var,

Bu belirtilen yıllarda da güneş dönüşünü tamamladı, bir sonraki dönüş 2023'te tamamlanıcak ve Deccal' Mesihin in 2023'te gelmesini bekliyorlar, bundan eminler.

Hz Mehdi, 7 yıl hüküm sürecek, buna göre 2023-7=2016, birçok kişi 2016'da geleceği konusunda hemfikir.

Hicri hesaplamalarda şöyle bir durum var, Cübbeli, Hz Mehdi'nin gelişini kafirler uzak görecek, biz yakın göreceğiz, beklenenden erken gelecek dedi.

Hicri hesaplamalar, kafirlerin önlem almasını engellemek için bir yanıltmaca olma ihtimali yüksek.

NASA'nın paylaştığı videoya göre, küresel ısınma böyle giderse, dünyanın sonu 2038'de gelecek. Dünyanın sonunu birçok açıdan zorluyorlar, rezonans 12 hz'a çıktı, 13'te sıfırlanınca dünya durup ters dönmeye başlayacak mesela, küresel ısınma da 2 dereceyi geçti ve 4 dereceye geldiğinde uzmanlara göre dünya yaşanılmaz bir yer olacak. Her yerde kuraklık var, iklimi değiştirdiler, yağış geri döndürülemez biçimde azaldı, bu yazdan itibaren su sıkıntısı başlayacak. 

Hadis rivayetlerine göre Hz Mehdi ilk geldiğinde kıtlıkla uğraşacak. Sahte Ufo İstilası'nı 2018'den önce yapacaklardır.

Hz Mehdi'yi engellemek için BOP ve FEMA Kampları projelerini hızlandırdılar. Bugünlerde ABD'de rekor silah satışı gerçekleşiyor, ordaki halk tehlikenin farkında, ancak bu silahlar kaydediliyor,

Özel birlikler bu silahları alacaktır. Her ülke farklı bir şekilde karışıyor ve zayıflıyor, son bir kaos oluşturacaklar,

Bu da Sahte Ufo İstilası olacak ve dedikleri gibi bu fırsatı kaçırmak istemiyorlar, dünyaya hakim olma rüyasını gerçekleştirmek üzereler,

Biz nasıl Hz Mehdi'nin gelmesi için sabırsızlanıyorsak, onlar da dünya hakimiyetlerini bizzat görmek için sabırsızlanıyorlardır.

Bunlar kıyameti hızlandırmaya çalışıyor, Deccal'i bir an önce görmek istiyorlar, buna çok yaklaştılar, ancak Hz Mehdi, dünyanın durup ters dönmesini geciktirecektir.

FEMA TOPLAMA KAMPLARI

Abd’nin teröre karşı savunma amacıyla oluşturduğu olağanüstü hal kurumu Fema’nın personeli hazır bekleyen ancak henüz sakinleri bulunmayan 800 adet toplama kampında kimler tutulacak? Alaska’da boş bulunan 2 milyonluk kampın anlamı ne? Abd bir iç savaşın planlarını mı yapıyor?

İlk duyulduğunda komplo teorisi gibi geliyor. Ancak araştırınca ve üstünde biraz düşünce ortaya ürkütücü bilgiler çıkıyor. Konumuz, Fema ve onun kampları.

11 Eylül, hem Abd hem de dünya için yeni bir dönemin kilometre taşı oldu. Soğuk Savaş sonrası yeni bir “öteki”, yeni bir “ortak düşman” arayan dünyanın karşısına “islamcı terör örgütleri” konuldu. Abd, kendi vatandaşlarının ve dünyanın tehdit algılamasında yaşanan boşluğu, terör ve kitle imha silahları ile doldurdu.

11 Eylül yeni düzen için hızlandırıcı bir etki oldu. Bir el, Amerika’nın 21. yüzyıl projesini başlattı. Bu dönüşüm ile Abd, içeride ve dışarıda daha sıkı, baskıcı, hatta faşizan bir tutuma yöneldi.

İşte Fema’daki (Federal Acil Yönetim Ajansı) değişim de bunun bir göstergesi. Olası bir savaş durumu tehdidine karşı inanılmaz ve korkutucu yetkilerle donatılan Fema, bir süredir yeniden yapılanıyor. Homeland Security adlı yasa ile ülkedeki olağanüstü hal durumunu değiştiren yeni bir sistem kuruluyor ve Fema da bu sistemin tam ortasında.

Fema, 8 milyar dolar bütçesi ve 6-7 bin çalışanı olan bir kurum. Doğal afet ve benzeri konularda yönetimi tek elde toplamak için oluşturulan kurum artık, nükleer saldırı, iç savaş ve isyan gibi durumlara karşı hazırlanıyor.

“Dünya sistemi felakete sürüklenirken, Amerika, bütün dünyada, düşman üstüne düşman kazanıyor. Neo-conların çılgın politikaları, Abd’yi beklenmedik bir iç savaşın eşiğine sürüklenmekle sonuçlanabilir.” (Amerikalı sosyolog Immanuel Wallerstein)

2005 yılında yaşanan Katrina kasırgası, Louisiana, Mississippi ve Alabama eyaletlerinde en az 1300 kişinin ölümüne, yüz binlerce kişinin de evsiz kalmasına yol açmıştı. Yaşanan hezimetin faturası ise Fema’ya çıkmıştı. Fema’nın tüm dünyaya referans olan acil durum yönetimi, bu olağanüstü olayda sınıfta kalmıştı. Çünkü, yetkileri artan kurum, “yeni bir düzenin” kurucusu olurken, doğal afetleri unutmuştu.

Peki neler oluyor?

11 Eylül sonrası sürekli, bir terörist saldırının korkusuyla yaşatılan Amerikalılar için Fema, “terörizmle savaşın” içine çekiliyor.

Fema, kazandığı yeni yetkilerle birlikte, milli güvenlik tehlikeye girdiğinde seçimsiz olarak hükümeti ve tüm yönetimi devralacak kurumdur.

Abd’de bir eyalette olağanüstü bir durum oluştuğunda Başkan'ın onayı olmadan bir vali, olağanüstü hal ilan edemiyor. Fema, ancak Başkan'ın ilanı ile devreye giriyor. bu noktadan sonra, Fema’nın Başkan’ı dahi aşarak karar alma yetkisi var.

Yenilenen sıkıyönetim yasası ile bu tür durumlarda askerin daha etkin olduğu bir sistemin önü açılıyor. Sivil ile asker birbirine yaklaştırılıyor.

Abd’de duyarlı insanların sorduğu soru ise şu: "Peki böyle büyük bir yetkiyle donatılmış kurum olağanüstü hali nasıl yönetecek? Çünkü böyle büyük bir yetkiyi kullanması hangi kurum olursa olsun çok zordur." Ama durun! Yetkiler ve olanaklar bunlarla bitmiyor.

Fema devreye girdiği anda, kanunları askıya alabilme, insanları göç ettirebilme, gerekçesiz olarak gözaltına alma ve tutuklayabilme gibi inanılmaz yetkilere de sahip.

En korkunç olanı: Kamplar.

Fema’nın Abd çapında 800’e yakın toplama kampı var. Bunlara kimi kaynaklar “konsantrasyon kampı” da diyor.



Ülke içi ve dışından(!) getirilecek insanlar için hazırlanan kamplar hepsi mahkum kabul etmeye hazır bir şekilde tutuluyor. Abd’de dolup taşan hapishanelere rağmen, bu gizli ve çok özel cezaevi benzeri yerler boş tutuluyor. Tel örgülerle çevrili kamp alanlarında dikenli tellerin yönü bile “içeriye doğru” yani, içerden dışarıya kaçmalara karşı.

Kamplar boş, ancak düzenli olarak çalışan muhafızları var, yani her an hazır.

Kamplarda, birkaç cesedin sığabileceği büyüklükte, içlerinde ölüleri yakmak için rezistans barındıran, 180 derece sıcaklığa dayanıklı binlerce tabut da hazır.

Ölüleri yakan tabutlar olduğuna göre kimyasal silah kullanacaklar.

Sürekli yenileri inşa ediliyor, ayrıca herkesin aynı anda sığmasına gerek yok, sırayla alım da olabilir.

Gelen iddialara bakılırsa sürekli yenileri inşaa ediliyor. En büyükleri ise, Alabama, Arkansas, California, Georgia, Hawai, Illinois, Indiana, Luisiana, Mississipi, Nevada ve Washington’da. Bir çok eyalette de hazır bekletilen kamplar olduğu söyleniyor. Fema bu sığınaklar için 1 milyar doların üstünde bir para ayırdı.

Bu kamplar ortalama 20 bin kişiyi barındacak kapasitede. Bazı kampların ise 400 bin hatta 2 milyon insan barındırabileceği iddia ediliyor. 2 milyon kişilik dev ve gizli kampın, Alaska’da olduğu gelen iddialar arasında.

Ayrı hatlarla uzatılan demiryolları bu kampların içine giriyor. Çok özel tasarlanmış taşıyıcı vagonlar hazır bekletiliyor. (Tıpkı Nazi Almanyası’ndaki gibi.) Dünyada İslamcı kesimlere yakın kaynaklar, buraların Müslümanlar tarafından doldurulacağını düşünüyor.

Fema’yı düzenleyen olağanüstü durum ve sıkıyönetim kanunlarındaki ilgili “yürütme emirleri” ise çok garip. 11002 numaralı yürütme emrine göre, iletişim araçlarına el konulabilir, sivillerden işçi taburları oluşturulabilir, bütün kişiler için bir milli kayıt oluşturulabilir. 11490 numaralı yürütme emrine göre ise Fema, bütün eyaletleri ve federal yönetimi ele alabilir, anayasayı rafa kaldırabilir.

Abd’deki büyük medya kuruluşları bu konuya hiç mi hiç girmiyor. Konuya ilişkin yazılanlar hemen yalanlanıyor, ilgili internet sayfaları derhal kapatılıyor.

Fema’nın gizli kampları kadar başka gizli merkezleri de olduğu gelen bilgiler arasında. Buradaki çok gizli birimlerde görevli çalışanların gömlek ve yakalarının üstünde Kızılhaç ve Çarmıh işaretlerinin yer aldığı iddia ediliyor. Bu ise akıllara Abd’de yükselen Evanjelist-Kabalist cemaatin etkinliğini getiriyor.

Evanjelist demişken, ülkemizde de Başkanlık Sarayı'nın karşısına yaptırılan Kiliseye benzeyen Beştepe Camii'nin kubbesinde Hilal yerine İngiliz Evanjelist Protestan Hristiyanları'nın sembolü Kuyruklu Alem var. Aynı sembol Kocatepe Camii'nin kubbelerinde görülüyor. Dinler Arası Diyaloğu simgeleyen Beştepe Camii'nin dışarıdan bile fotoğrafının çekilmesine izin verilmemesi de düşündürücü.

SAHTE UFO İSTİLASI'NDAN SONRA, İNSANLAR, TOPLAMA KAMPLARI'NA GÖNDERİLECEK..
.
* Amerikalılar'ın en büyük kabusu, Fema Toplama Kampları, en azından haberleri var, peki ya Türkler, 10.000 Türk ya biliyor ya bilmiyor.
1 Temmuz 2014 milattır...


ABD deki 51. Bölge Ne Anlama Geliyor..


* Yeni Dünya Düzeni İçin Son Kaos: Sahte Ufo İstilası.
* Büyük Oyun: Uzaylılar, Cinlerin Maskesi.
* Yecüc-Mecüc, Uzaylı Değil.




51. Bölge, yerin altında 7 katlı bir yapı olup, burada gen araştırmaları, zihin kontrolü gibi çeşitli deneyler yapılır.

 Las Vegas'ın 153 km kuzeyinde, halka kapalı bir bölgedir. ABD'nin 51. Eyaletinde olması dolayısıyla 51. Bölge olarak isimlendirilmiştir. Hakkında Ufo'nun buraya düşmesinden sonra bu bölgenin oluşturulduğu, Hayalet Uçakları'n da bu Ufo'dan alınan teknoloji ile oluşturulduğu söylense de, bu söylentiler şehir efsanesinden ibarettir. Burada Ufo yada uzaylı yoktur. Söyledikleri gibi bir teknoloji olsaydı ışık hızı yada ışık hızına yakın bir araç yada füze oluştururlardı.

Rusya'da da 51. Bölge vardır ve oradaki bölge, Moğolistan'daki Yecüc-Mecüc settinin olduğu yeraltı şehrine yakındır.

Peki Çindeki Hayalet Şehirler ve Avanosların Sırrı...

ÇİN'DEKİ HAYALET ŞEHİRLER
Çin'de 64.5 milyon kapasiteli boş evlerin bulunduğu şehirlerde ne olacağı bilinmiyor. Akıllara Fema Kampları'nı getiren bu evler, Çin'de de bir Çin Baharı olacağı ve milyarlarca Çinli'nin ortadan kaldırılmasından sonra kalanların bu evlerde yaşayacağı yorumlarına neden oluyor. Bunların çoğunluğunu Angola'dan getirtilen işçiler inşa etti. 64.5 milyon olduğuna inanmayanlar, Ghost Cities in China diye aratabilirler.

Avrupa'daki Türk Düşmanlığı Öne Çıkıyor...

"Türkler Müslüman'dır, o yüzden insan sayılmazlar." İngiltere Başbakanı Churchill.

“Vizigotlar’dan Sarafenlere değin Hristiyanlık ile temasa geçen bütün ırklar ve kavimler er geç Hristanlığı kabul etmiştir. Bunun tek istisnası Türkler’dir. Türkler, Hristiyanlığı kabul etmek şöyle dursun, ortadan kaldırmaya çalışmıştır. Onun için Türklerle savaşmak, onları yok etmek zorundayız.” Kardinal John Newman, İngiltere, 1854.

“Avrupalılık bilinci, Türkler'in İslami yayılmacılığının önlenmesi için yürütülen mücadele sürecinde gelişmiştir. Dolayısıyla, Hristiyanlığın İslam’a karşı konumu, Avrupa’nın Türkler'e karşı tutumu gibi, soğukluk ve umursamazlık temelindedir.”

İsveç’in önceki Türkiye Büyük Elçilerinden Eric Cornel’in, “Bir İslam ülkesinin kutsal Roma İmparatorluğu” başlıklı makalesinden.

“Türkler, Tanrı’nın öfkeli kırbacı, yakıp yıkan şeytanın uşağıdır. Türk’ün tanrısı olan şeytanı (Haşa) yenmeden Türk’ü yenmek kolay olmayacaktır. Tanrı, işlenen sayısız günah ve nankörlük nedeniyle şeytan Türkler'i Almanlar'ın başına bela etmiştir.
Bir Türk’ü öldüren vicdan azabı duymamalı; tersine Hristiyanlığın düşmanını yok ettiği için vicdanı rahatlamalıdır.
Eğer Samson gibi güçlü olsaydım, çaresini bulur her gün bir Türk öldürürdüm.”

Alman Papaz Martin Luther (1483-1576), Hristiyanlıkta Reform hareketini başlatan kişidir.
Hoşgörüyü esas alan, özgürlükçü bir din anlayışını savunmuştur. Protestanlık mezhebinin kurucusudur.
Hoşgörünün yolunu açan Luther’e göre Türkler Katolik Kilisesi’nin yanlışlarına, yolsuzluklarına karşı “Tanrı’nın gönderdiği cezadır” demiştir.

“Yüce majesteleri, Türkleri öldürerek bana yeniden hayat veriyorsunuz. Siz Avrupa’nın gücünü aldınız. Türk dilini ve onu konuşanları Avrupa’dan sürmek gerek. İnsanlığın iki büyük baş belası var: Birincisi veba, ikincisi Türkler. Hümanizm ilkem olmasaydı, Türkler'in hepsinin kökünün kazınmasını görmek isterdim. Ben en azından birkaç Türk’ün öldürülmesine katkıda bulunmak isterdim. Gerçi bu benim hoşgörü ilkeme uymuyor, ama insanlar çekilişlerle yoğrulmuştur.”

Fransız Filozof Voltaire'in Osmanı-Rus Savaşı sürerken Rus Çariçesi II. Katerina’ya gönderdiği mektup.
Voltaire, Fransız Devrimi ve Aydınlanma hareketinin öncülerindendir.
Günümüzde özellikle düşünce ve ifade özgürlüğünün temel taşı sayılan “Efendi, fikirlerine katılmıyorum; ama fikirlerini özgürce dile getirmeni sonuna kadar savunacağım” sözüyle tanınmaktadır.

Prusya Kralı’na yazdığı mektupta ise “Yunanistan’a zulmeden Türklerden her zaman nefret edeceğim. Ne barbar şeyler. Onlara 60 yıldır Cenevre saatleri satıyoruz, ancak hâlâ bunlarla ne yapacaklarını bilmiyorlar. Saatleri nasıl kuracaklarını bile bilmiyorlar” demiştir.

Romantizm akımının öncüsü İngiliz Şair George Byron (1788-1824), Türklerden nefret konusunda romantik değil. Osmanlı’ya karşı Yunan isyanı sürecinde isyanlara fiilen katılmak için Yunanistan’a gitmiştir.

“Bu katil imparatorluktan, Osmanlı'dan yakamızı kurtaralım. Bağnazlığı ve zorbalığı susturalım. Elde kılıçla dolaşan boş inançları, doğmaları etkisiz hale getirelim.”

Fransız şair, yazar ve devlet adamı Victor Hugo (1802-1885).

“Avrupa’nın en güzel toprakları ayak takımının egemenliğinden kurtarılacaktır. Avrupa Türkiye’sinde Yunan, Slav, kent, soylu sınıfının etki ve zenginliği sürekli artmakta, Türkler her geçen gün gerilemekte. Zaten Türkler devleti ve asker gücünü ellerinde tutmasalardı çoktan yok olup giderlerdi. Türkler'in sahip oldukları uygarlığı engelleyen bu tekel ve güç artık güçsüzlüğe dönüşecektir. İşin doğrusu, Türklerin ortadan kaldırılmaları gerekir.”
Alman filozof Friedrich Engels (1820-1895).

*********

Adem'den Beri Yönetmen Cin-Şeytanlar: Oynayan İnsanlar!

Bugün bilimin geldiği yere rağmen insanlığın ve süper yöneticilerinin durumu içler acısı. ABD başkanları uzaylılara inanıyor, onlarla toplantılar yapıyor, onlardan "ABD'deyiz ancak zarar vermeyiz" kabilinden yazılı belgeler alıyor. Bugün başta ABD olmak üzere dünyanın her yerinde bu uzaylılar, kandırdıkları elçileri(medyumları) aracılığıyla yıllardır "Dünyayı ele geçirmeye" çalışıyor, beyin yıkıyorlar.



Uzaylılarla(!) görüşen ABD BaşkanıEisenhower.


Türkiyede bile bir sürü New Age'ci, sevgici uzaylı-melek(!) yönlendirmeli siteler, maalesef "Vahiy"den ve "Kur'an"dan mahrum gençleri avlıyor-avsunluyor. Bir hanımefendi bir kitap yazıyor;"melekleriniz sizinle konuşuyor" diye baskı üstüne baskı yapıyor. Güya "herkes melekleri çağırıp, görüşebilir, onların yönlendirmesinden yararlanabilirmiş" bu zırvalara göre. Yazarın kendisi bizzat 24 melek(!)le beraber çalışıyormuş(!) Bunların hepsi A'dan Z'ye cehalettir, cehalet ve şeytan aldatmacaları!

Bütün bunlar İblis taifesinin, insanoğlunun zaaflarından yararlanarak geliştirdiği "akılsızlık oyunları"dır, başka değil. Ötegün Mu'yu,Atlantis'i; dün Sümerleri, Akadları, Babillileri, Mısırlıları, Eski Yunanlıları, Kenanileri ve Romalıları nasıl kandırmışsa; bugün de bu çağın insanlarını, hegomanlarını aynı şekilde kandırıyor, benzer şekilde oynuyor. Dün "tanrılar oyunu"nu durmadan sergilerken, bugün de "uzaylılar oyunu"nu yahut "melekler oyunu"nu sahneliyor... İblis ve avanesinde oyun bitmez, ademoğlunda da aldanma bitmez, tarih durmadan tekerrür ediyor... İşte Dünyanın süper gücünün yöneticilerinin düştüğü zavallı durumlar, işte cin-şeytanların uzaylı oyunları.

Yaklaşansaat

Başkan Uzaylılarla Görüşüp Anlaşmış!



İşte bir uzaylı(!)


"Eski ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower'ın telepati yöntemi ile iletişim kurduğu uzaylılarla, 3 toplantı ve bir anlaşma yaptığı öne sürüldü. Eski hükümet ve Pentagon danışmanı İngiliz yazar Timoty Good, yıllardır dolaşan söylentiyi tekrar gündeme taşıdı. BBC2 televizyonunda Frank Skinner'ın sunduğu programa katılan eski danışman Good, 34'üncü ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower'ın en az üç kez uzaylılarla toplantı yaptığını öne sürdü. Good, FBI ajanlarının telepati yöntemi ile iletişim kurduğu uzaylılarla gerçekleşen toplantıların New Mexico'da bulunan hava üslerinde gerçekleştiğini iddia etti.

ANLAŞMA BİLE YAPMIŞ!

"Good, 1953-1961 yıllarında görev yapan Eisenhower'ın güçlü şekilde uzaylıların varlığına inandığını anlattı. Uzaylıların resmen ya da başka yoldan dünyada birçok kişi ile iletişim kurduğunu belirten Good, başkan Eisenhower'ın 1954 yılındaki uzaylılarla toplantısının, New Mexico'daki Holloman Hava Üssü'nde gerçekleştiğini kaydetti. Eski başkanın bu toplantıların birinde "Yabancı griler" adı verilen bir ırkla anlaşma yaptığını da anlatan Good, anlaşmanın ayrıntıları hakkında bilgi vermedi. Good ayrıcabirçok ülke hükümetinin uzaylılarla yıllardır devam eden iletişimlerinin bulunduğunu kaydetti.

Eski başkan Eisenhower, 1969'da 78 yaşında yaşamını yitirdi. Emekli New Hampshire eyalet temsilcisi Henry McElroy Jr ise 2010 yılında eski başkana uzaylılar hakkında yazılmış bir belge gördüğünü açıklamıştı. McElroy yayınladığı video kaydında eski başkana "uzaylıların ABD topraklarında olduğu ve onlarla görüşebileceğinin" yazıldığını öne sürmüştü. McElroy, belgede uzaylıların zarar vermek için ABD'de olmadıklarının ve endişe duyulmaması gerektiğinin de vurgulandığını kaydetmişti.

**********

Uzaylı Yalanına Dayalı Korku: Küresel Oyunun Bir Parçası




Birleşmiş Milletler, uzaylılarla mücadele etmek için gerekli planları hazırlamalı, çünkü uzaylıların dost olduklarını garanti edemeyiz.

Bilim adamlarına göre, dünya hükümetleri, uzaylılarındünyayla temasa geçmesi durumuna karşı koordine edilmiş bir hareket planı hazırlamak zorundalar. BM'nin bir kurumuna "dünya-ötesi olaylar" için görev verilmesini savunan bilim adamları, göründükleri zaman uzaylılarla nasıl mücadele edileceğine dair bir plan hazırlanması gerektiğini savunuyorlar.

"Kraliyet Derneği Felsefi Hareketler" dergisinde dünya dışı varlıklar hakkında yorumlar yayınlandı. Yayında yer alan bilgilere göre bilim adamları, astronomi ve biyolojiden, politika ve dinsel inanışlara kadar birçok alan için uzaylılarla temasın ne gibi sonuçlar doğurabileceğiyle ilgili tüm bakış açılarını inceledi. Açık öğretim kurumunda profesör olan John Zarnecki ve St. Andrews Üniversitesi'nden Dr. Martin Dominik, tanıtım raporunda şu soruyu yönelttiler:

"Yetkin ve sorumlu bilim adamlarının tavsiyelerine dayanan uygun bir süreç mi ortaya çıkacak, yoksa güç hırsı ve fırsatçılık mı daha etkili olacak? Koordinasyon eksikliği ancak uluslararası yasallaştırılmış bir kurum tarafından yönetilen kapsayıcı bir kadro oluşturularak ve gerçek bir küresel çaba gösterilerek önlenebilir."

Zarnecki ve Dominik ikilisi, BM'nin Uzay Dışında Barış Komisyonu(Copuos) diye adlandırılan, hali hazırda bir işleyişinin olduğunu iddia ediyor. Bilim adamlarına göre, Copuos Kurumu üyeleri, "Dünya- ötesi olaylar" konusunu gündemlerine koymalılar ve asteroit gibi gezegenimizle çarpışma yörüngesine sahip olabilecek Dünya yakınındaki objelerle başa çıkmak için planlar geliştirmeliler.

Kaynak: Alok Jha, "Earth must Prepare for Close Encounter with Aliens, say Scientists", guardian.co.uk,

*****************


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder